Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 240. maddesi uyarınca tanık dinletme usulünde 'tek liste' ilkesi ne anlama gelir? Bu ilkenin istisnaları var mıdır ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) 2020/605 E., 2022/264 K. sayılı kararı bu ilkeyi nasıl yorumlamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223157

HMK m.240/2 uyarınca 'tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez.' Bu, 'tek liste' ilkesidir ve ispat faaliyetinde tarafların dikkatli ve özenli davranmasını, delillerini belirli bir aşamada toplamalarını sağlamayı amaçlar. Ancak, HGK'nın 2020/605 E., 2022/264 K. sayılı kararı bu ilkeye bir istisna getirmiştir. Karara göre, 'Daha önce tanık deliline dayanan taraf, tanık listesini, ön inceleme duruşmasından sonra verebilir.' Bu kararın gerekçesi şöyledir: * **İspat Faaliyetinin Niteliği:** İspat faaliyeti, tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek vakıaları konu alır. Bu vakıaların tespiti ise ön inceleme aşamasında (HMK m.140) yapılır. * **Hukuki Dinlenilme Hakkı:** Dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde soyut olarak tanık deliline dayanan taraf, ön incelemede hakimin anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tespit etmesinden sonra, hangi konulara ilişkin ve hangi vakıayı ispat için hangi tanığı delil olarak bildirebileceğini belirleyebilir. HGK, dava dilekçesinde hangi vakıayı ispat için tanık deliline dayandığını belirten davacı vekilinin tanıklarının dinlenilmesi gerekirken, tanık dinletme talebinin reddedilmesini, hukuki dinlenilme hakkının ve 'iddia ve savunma hakkı' ile 'açıklama ve ispat hakkı'nın ihlali olarak kabul etmiştir. Bu, adil yargılanma hakkıyla bağdaşmamaktadır. Bu HGK kararı, 'tek liste' ilkesinin katı yorumunu yumuşatarak, özellikle ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konularının netleştiği durumlarda, taraflara tanıklarını bildirme konusunda ek bir imkan tanımaktadır. Bu, usul kurallarının katı bir şekilde yorumlanmasının, maddi gerçeğe ulaşmayı ve adil yargılanmayı engellememesi gerektiği ilkesine dayanır.