Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 90. maddesinde düzenlenen 'şikayete bağlı suçlarda yakalama' kuralının temelini ve bu kuralın 'çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malullük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerindeki' istisnasının hukuki gerekçesini açıklayınız.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 90. maddesinin 3. fıkrası, soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suçlarda yakalama konusunda genel bir kural ve bunun bir istisnasını düzenler: **Temel Kural:** Soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suçlarda, yakalama kural olarak şikayet olmadan mümkün değildir. Bu, şikayete bağlı suçların doğası gereği, mağdurun iradesinin adli sürecin başlaması için belirleyici olmasıdır. Mağdurun şikayet etmemesi veya şikayetinden vazgeçmesi durumunda, devletin ceza kovuşturması yapma yetkisi genellikle düşer. **İstisna:** Bu kuralın önemli bir istisnası şudur: 'çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malullük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikayete bağlı değildir.' Bu istisna, herkes tarafından yakalama yetkisi için geçerlidir. **Hukuki Gerekçe:** Bu istisnanın hukuki gerekçesi, özellikle dezavantajlı veya savunmasız grupların (çocuklar, zihinsel veya bedensel engelliler) korunmasıdır. Bu kişiler, yaşadıkları mağduriyeti ifade etmek, şikayette bulunmak veya haklarını aramak konusunda yeterli iradeye, kapasiteye veya bilgiye sahip olmayabilirler. Dolayısıyla, bu kişilere karşı işlenen suçlarda, özellikle de 'suçüstü' halinde, toplumsal bir duyarlılık ve kamu menfaati gereği, şikayet olmaksızın dahi hızlı ve etkili bir şekilde müdahale edilmesi amaçlanmıştır. Bu, devletin, zayıf konumdaki bireylerin haklarını koruma ve adalete erişimlerini sağlama yükümlülüğünün bir yansımasıdır. Ancak, bu istisnanın da 'suçüstü' haline özgü olduğu ve suçüstü hali yoksa şikayet şartının yine geçerli olduğu unutulmamalıdır.