Kamu davasının açılmasında geçerli olan 'kamusallık ilkesi' ve 'davasız muhakeme olmaz ilkesi' ne anlama gelmektedir? CMK m.170 ve m.225 bu ilkelerle nasıl bir ilişki içindedir?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7553 E., 2017/5508 K. sayılı kararında da değinildiği üzere: 'Kamusallık ilkesi', suçtan kamunun (toplumun) da zarar görmesi nedeniyle suçun kovuşturulmasında toplumun çıkarının olduğunu ve bu nedenle kovuşturmanın kamusal nitelik taşıdığını ifade eder. Devlet, kamu düzenini korumakla yükümlü olduğundan, suçların soruşturulması ve kovuşturulmasında kamu yararı vardır. CMK m.170(1)'e göre kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısına verilmesi bu ilkenin bir yansımasıdır. 'Davasız muhakeme olmaz ilkesi' (ne procedat judex ex officio), mahkemenin önüne bir dava olarak gelmeyen işlere bakamamasını ifade eder. Yargılamanın yapılabilmesi için usulüne uygun açılmış bir dava bulunmalıdır. CMK m.225(1)'e göre, 'Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir.' Bu, yargıcın ve mahkemenin, savcılık tarafından bir olaydan dolayı dava açılmadıkça o işe el koyamayacağını ve ceza kanununu uygulayamayacağını belirtir. İddianame, yargılamanın sınırlarını çizer. (Kaynak: Y.16.CD. 2016/7553 E. kararı; CMK m.170, m.225)