Vasiyetnamenin iptali davasında 'taraf teşkilinin sağlanması' ilkesi ne anlama gelir ve bu ilke neden mutlak bir gerekliliktir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını bir karar üzerinden açıklayınız.
Vasiyetnamenin iptali davasında 'taraf teşkilinin sağlanması', davanın doğru ve tam olarak taraf olan herkesi kapsayacak şekilde açılması ve yargılama sürecine dahil edilmesi anlamına gelir. Bu ilke, hukuki güvenliğin ve adil yargılamanın temel bir gerekliliğidir, zira bir hukuki ihtilafın çözümü, ihtilaftan etkilenen tüm kişilerin dava sürecine katılımıyla ancak adil ve bağlayıcı olabilir. Metinde belirtildiği üzere, 'Vasiyetnamenin iptali veya tenkisi istemli davalar hasımsız olarak görülemeyecek davalardandır.' Bu, davanın davalı taraf olmaksızın açılamayacağı anlamına gelir. Vasiyetnamenin iptali davaları, 'ölüme bağlı tasarrufun iptal edilmesinde çıkarı olan mirasçı tarafından, ölüme bağlı tasarruftan yararlanan kişilere karşı açılabilecektir.' Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/776 E., 2017/9087 K. sayılı kararında bu husus açıkça vurgulanmıştır: 'Bu nedenledir ki, iş bu davalarda mahkemenin öncelikle yapması gereken; taraf teşkilini sağlamaktır.' Bu ilke, mahkemenin yargılamaya başlamadan önce davadaki tüm menfaat sahiplerinin davaya dahil edildiğini ve savunma haklarının güvence altına alındığını kontrol etmesi gerektiğini ifade eder. Taraf teşkili sağlanmadan verilen bir karar, usul hukuku açısından sakat olacak ve yüksek mahkemelerden dönecektir.