Özel boşanma sebeplerinden olan 'akıl hastalığı' (TMK m.165) ve 'hayata kast' (TMK m.162) nedenlerini, kusur, ispat ve davanın açılma şartları açısından karşılaştırınız. Akıl hastalığı durumunda neden TMK m.162 yerine TMK m.165'e dayanılması gerektiğinin hukuki gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223139

Özel boşanma sebepleri olan 'akıl hastalığı' (TMK m.165) ve 'hayata kast' (TMK m.162) arasında kusur, ispat ve davanın açılma şartları açısından temel farklılıklar bulunmaktadır: **Hayata Kast (TMK m.162):** * **Kusur:** Fiilin 'kasten' işlenmesi ve eylemi gerçekleştiren eşin 'ayırt etme gücünün bulunması' mutlak şarttır. Yani, kusur unsurunun varlığı aranır. * **İspat:** Eşin hayatına karşı yapılan acı sonuç doğuran davranışların (öldürme girişimi, intihara zorlama) ispatı gerekir. Planlı veya ani olması fark etmez, öldürme niyeti yeterlidir. * **Davanın Açılma Şartları:** Mutlak bir boşanma sebebidir; ispatı halinde hakimin evlilik birliğinin çekilmez hale gelip gelmediğini araştırmasına gerek yoktur. Hak düşürücü süreler (öğrenmeden itibaren 6 ay, her halde eylemin üzerinden 5 yıl) ve affetme dava hakkını düşürebilir. **Akıl Hastalığı (TMK m.165):** * **Kusur:** Akıl hastalığı sebebiyle yapılan eylemlerde kusur unsuru aranmaz, çünkü akıl hastası kişinin ayırt etme gücü bulunmadığından kusurlu bir hareketinden bahsedilemez. * **İspat:** Hastalığın kalıcı olması ve resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi gerekir. Ayrıca, hastalığın evlilikten sonra ortaya çıkmış olması şarttır. * **Davanın Açılma Şartları:** Fiilin gerçekleşmiş ve ispatlanmış olması yeterli değildir. Hakimin ayrıca, bu durumun diğer eş için 'ortak hayatı çekilmez hale getirip getirmediğini' araştırması ve ancak bu şart da gerçekleşmişse boşanmaya karar vermesi gerekir (genel boşanma sebeplerine benzer bir değerlendirme). **Neden TMK m.162 yerine TMK m.165?** Akıl hastası olan eşin diğerinin hayatına kast etmesi durumunda, TMK m.162'ye dayanarak boşanma davası açılamamasının hukuki gerekçesi, bu maddenin 'kasıt' ve 'ayırt etme gücü'ne dayalı 'kusur' unsurunu zorunlu kılmasıdır. Akıl hastası bir bireyin ayırt etme gücü olmadığından, onun eylemlerinde ceza hukuku veya medeni hukuk anlamında bir kusurdan bahsedilemez. Bu nedenle, fiil ne kadar ağır olursa olsun, 'hayata kast'ın hukuki şartları (kusur) oluşmadığı için TMK m.162 uygulanamaz. Böyle durumlarda, kusur aranmayan ve hastalığın niteliğine odaklanan TMK m.165'teki 'akıl hastalığı' sebebi uygun hukuki dayanak teşkil eder.