Avukatlık mesleğinin 'kamu hizmeti' niteliği, mesleki faaliyetin yürütülmesinde insan haklarının gözetilmesi ve etik ilkelerin önemiyle nasıl bir ilişki içindedir?
Metinde açıkça belirtildiği üzere, avukatlık mesleği bir 'kamu hizmetidir'. Bu nitelik, avukatın sadece müvekkilinin haklarını savunmakla kalmayıp, aynı zamanda daha geniş bir toplumsal sorumluluk taşıdığını gösterir. Avukatın işlevi, bir taraftan 'adli gerçeğin oluşmasına katkı sunmak', diğer taraftan da 'müvekkilinin hak ve özgürlüklerini savunmaktır'. Bu ikili işlev, mesleki faaliyetin yürütülmesinde 'insan haklarını gözetmek' ve 'mesleğin etik ilkelerine göre davranmakla yükümlü' olmasını zorunlu kılar. Zira adli gerçeğe ulaşma ve hak savunma süreçleri, hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma ilkeleri çerçevesinde, insan onuruna saygılı bir biçimde yürütülmelidir. Mesleki etik kurallar, avukatın bağımsızlığını, sır saklama yükümlülüğünü, menfaat çatışmasından kaçınmasını ve meslektaşları ile ilişkilerinde dayanışmayı düzenleyerek, bu kamu hizmeti niteliğini ve insan hakları prensiplerini somutlaştırır. AB Meslek Kuralları'nın da bu doğrultuda ortak standartlar belirlemesi, avukatlık mesleğinin evrensel bir etik ve hizmet anlayışına sahip olduğunu gösterir.