Devlet Memurları Kanunu'nun 15. maddesi (DMK 15) uyarınca kamu görevlilerinin basına bilgi veya demeç verme yasağının amacı nedir? Danıştay'ın bu yasağın 'memurun görevli bulunduğu kamu kuruluşu ile ilgili konularda' uygulanması gerektiği ve sendika yetkilisi sıfatıyla yapılan açıklamaların bu kapsamdaki değerlendirilmesi hakkındaki kararları nasıl yorumlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223125

DMK 15, devlet memurlarının kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermesini yasaklar. Bu yasağın amacı, kamu görevlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak idarenin halkla ve kamuoyuyla münasebetlerinde tutarlı ve insicamlı bir iletişimi sağlamaktır. Bu, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde güveni temin etmek ve yetkisiz bilgi akışını önlemek içindir. Gerekli bilgi ancak bakanın yetkili kılacağı görevli veya illerde valiler tarafından verilebilir. Danıştay'ın emsal kararlarında (örneğin Danıştay 10. Dairesi, E:1988/1504, K:1989/519 ve Danıştay Beşinci Dairesi, E:1993/1617, K:1993/4214), bu yasağın 'memurun görevli bulunduğu kamu kuruluşu ile ilgili konularda ve durumlarda' uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Yani, yasağın memurun kişisel görüşlerini ifade etmesini değil, 'kamu göreviyle ilgili bilgi' içermesini şart koştuğu anlaşılmaktadır. Özellikle sendika temsilcisi sıfatıyla yapılan açıklamalar bu kapsamda değerlendirilmiştir. Danıştay Beşinci Dairesi'nin 1993/1617 E. sayılı kararında, davacının yerel bir gazeteye Eğit-Sen Sendikası temsilcisi sıfatıyla valilik makamını eleştiren bir demeç vermesi üzerine disiplin cezası verilmesi yerinde bulunmuş, ancak 'suçla verilen ceza arasında adil bir denge bulunması gerektiğinden daha hafif bir ceza ile cezalandırılması hakkaniyet gereğidir' denilmiştir. Bu karar, yasağın kapsamı ile ifade özgürlüğü arasındaki dengeyi ve disiplin hukukundaki 'orantılılık' ilkesini vurgulamaktadır. Memurun sendikal faaliyetleri kapsamında yaptığı açıklamalar, kamu göreviyle ilgili bilgi içermediği sürece DMK 15 kapsamına girmeyebilir; ancak eleştiri sınırlarını aşarak idareyi suçlayıcı veya hakaret içeren ifadeler kullanılması halinde yine de disiplin sorumluluğu doğabileceği belirtilmiştir.