Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumu, sanığın masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı ile nasıl bir ilişki içindedir? Özellikle sanık rızasının HAGB kararında yasal bir koşul olmasının 'ihsası rey' (önceden görüş bildirme) ilkesi açısından önemi nedir?
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanık hakkında hükmolunan cezanın belirli bir denetim süresi içinde sonuç doğurmaması ve bu süre içinde koşullar yerine geldiğinde cezanın ortadan kalkması anlamına gelir. HAGB kararı, sabıka kaydına işlenmez ve kişi hakkında masumiyet karinesini zedeleyecek şekilde yorumlanamaz. Anayasa Mahkemesi de HAGB konusundaki kararlarında bu yönde görüş bildirmiştir. Bu, HAGB'nin amacının kişileri ıslah etmek olduğu ve kararın bir 'mahkumiyet' niteliği taşımadığı, dolayısıyla kişinin geçmişine yönelik olumsuz bir etki yaratmaması gerektiği anlamına gelir. Sanığın HAGB'ye rızasının alınması, CMK Madde 231/6 uyarınca yasal bir koşuldur. Sanık rıza göstermeden bu karar alınamaz. Bu rızanın 'alınma zamanı' kritik öneme sahiptir. Karar evresinden önce, masumiyet karinesine ve yargılamanın adil bir şekilde yapılmasına zarar verebilecek ve 'ihsası rey' (hakimin henüz karar vermeden önce görüşünü belli etmesi) olarak kabul edilebilecek bir aşamada sanığa HAGB konusundaki iradesi sorulmamalıdır. Yani, hakim, henüz yargılama bitmeden ve suçluluk kanaati oluşmadan sanığa HAGB'yi kabul edip etmediğini sorarsa, bu durum sanığın suçlu olduğunu önceden varsaydığı izlenimini yaratabilir ve adil yargılanma hakkını ihlal edebilir. Bu nedenle, sanığın açık beyanı, hüküm tüm yasal unsurlarıyla ve aleni şekilde açıklandıktan sonra alınmalıdır; sessiz kalma kabul anlamına gelmez.