Yargıtay'ın TCK Madde 124'e ilişkin emsal kararlarında, 'şikayet koşuluna bağlı olmadığı' ve 'görevsizlik' durumları nasıl ele alınmıştır? Özellikle posta dağıtıcısının mektupları teslim etmeyerek haberleşmeyi engellediği olayda Yargıtay'ın kararı, suçun nitelendirilmesi açısından ne gibi bir ilke ortaya koymuştur?
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/7930 E., 2015/4405 K. sayılı kararı, TCK Madde 124'te düzenlenen haberleşmenin engellenmesi suçunun şikayet koşuluna bağlı olmadığına hükmetmiştir. Bu karar, yerel mahkemenin şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşmesine karar vermesinin kanuna aykırı olduğunu belirtmiştir. Bu, suçun resen takip edildiği anlamına gelir ve mağdurun şikayetinden vazgeçmesi davanın düşmesine neden olmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/17624 E., 2014/10229 K. sayılı kararı ise, bir posta dağıtıcısının kendisine tevdi edilen mektupların bir kısmını açıp, bir kısmını muhataplarına teslim etmeyerek haberleşmeyi engellediği somut olayda, yerel mahkemenin eylemi TCK Madde 132/1-1'deki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirip düşme kararı vermesini hatalı bulmuştur. Yargıtay, sanığın eyleminin TCK Madde 124/1'deki 'haberleşmenin engellenmesi' suçu kapsamında değerlendirilmesi ve mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu durum, yargılamada suçun doğru vasfının belirlenmesinin ve farklı suç tiplerinin unsurlarının hassasiyetle ayırt edilmesinin önemini vurgulamaktadır. Yargıtay, aynı zamanda TCK Madde 124 suçunun görevli mahkemesi konusunda da yetki incelemesi yapabilmekte, örneğin 12. Ceza Dairesi, suçun niteliğine göre 4. Ceza Dairesi'nin görevli olduğuna karar vererek görevsizlik hükmü kurabilmektedir (2015/6049 E., 2016/10669 K.). Bu, ceza yargılamasında 'madde bakımından yetki' ilkesinin somut bir yansımasıdır.