Danıştay İkinci Dairesi'nin E:2004/619, K:2005/751 sayılı kararında, idarede görevli kişilerin kusurlu hareketinden kaynaklandığı iddia edilen ve görevin ifası sırasında (savunma dilekçesinde) gerçekleştiği belirtilen manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın neden idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223041

Kararda, davacının onur ve itibarını zedelediği iddia edilen ifadelerin, davalı idarece bir dava dosyasına sunulan savunma dilekçesinde yer aldığı belirtilmiştir. Bu durum, zararın idarede görevli kişi veya kişilerin kusurlu hareketinden ileri geldiği ve bu durumun görevin ifası sırasında (hizmetle bağlantılı olarak) gerçekleştiği iddiasını gündeme getirmektedir. Anayasa m.129/5 ve DMK m.13 uyarınca memurların görevleriyle ilgili fiillerinden doğan zararlardan dolayı idarenin sorumluluğu (hizmet kusuru) esastır. Bu nedenle, uyuşmazlığın idarenin hizmet kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti ve buna bağlı olarak tazminat talebinin değerlendirilmesi idari yargının görev alanına girmektedir. Mahkemenin, zararın idari eylem ve işlemden doğmadığı gerekçesiyle davayı reddetmesi hukuka aykırı bulunmuştur.