Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun TCK m.136'daki kişisel veri tanımına ilişkin muhalefet şerhlerinde belirtilen temel eleştiriler nelerdir? 'Hassas kişisel bilgiler' ayrımı bu bağlamda nasıl bir çözüm önerisi sunmaktadır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.06.2014 tarihli, 2012/12-1510 E., 2014/331 K. sayılı kararındaki muhalefet şerhlerinde, TCK'da kişisel veri tanımının yapılmaması nedeniyle TCK m.135 ve 136'nın suçta ve cezada kanunilik ve belirlilik ilkesini ihlal ettiği eleştirisi getirilmiştir. Muhalif üyeler, 'kişiyle ilgili her türlü bilgi'nin kişisel veri olarak kabul edilmesinin, suçun konusunu çok genişlettiğini ve orantısız cezalara yol açtığını savunmuşlardır. Bir çözüm önerisi olarak, kişisel verilerin sadece 'hassas kişisel bilgiler' (TCK m.135/2'deki siyasi, felsefi, dini görüşler, ırki köken, ahlaki eğilim, cinsel yaşam, sağlık durumu, sendikal bağlantılar gibi) ile, ilgili kişi tarafından alenileştirilmemiş, üçüncü kişilerle paylaşılmamış ve bilinmesinin kişinin yaşam şekline, ekonomik ve finansal ve bilişim alanına zarar verme ihtimali bulunan bilgilerle sınırlandırılması gerektiği ileri sürülmüştür. Bunun dışında kalan bilgilerin ancak hakaret, dolandırıcılık gibi suçların konusu olması ve hukuki/idari yollarla korunması gerektiği belirtilmiştir.