Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin 'direnme kararı verme yetkisinin bulunup bulunmadığı' hususundaki 17.05.2023 tarihli (E: 2023/395, K: 2023/478) kararını değerlendiriniz. Bu kararın, sigorta tahkim sisteminin kendine özgü yapısı, hız ve adalet hedefi, iç tahkimden farklılıkları ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki (HMK) 'direnme yetkisi' kavramı açısından doğurduğu hukuki sonuçları açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #222442

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.05.2023 tarihli (E: 2023/395, K: 2023/478) kararı, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin Yargıtay bozma kararına karşı 'direnme kararı verme yetkisi'nin bulunmadığına hükmetmiştir. Bu karar, sigorta tahkim sisteminin doğası ve amacı açısından büyük önem taşımaktadır. **Sigorta Tahkim Sisteminin Özellikleri:** 1. **Amacı:** Sigorta tahkim sistemi, sigorta konusundaki uyuşmazlıkların uzman kişiler tarafından **az maliyetle, hızlı ve adil şekilde çözüme kavuşturularak** sigortacılık sektörüne olan güvenin artırılması amacıyla kurulmuştur (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu). 2. **Yapısı:** Kendine özgü kalıcı ve kurumsal bir yapısı bulunmaktadır. Sigorta kuruluşlarının iradi katılımına dayanırken, sigortalı/hak sahipleri için komisyona başvurmak gönüllülük esasına dayanır. 3. **Hakem Seçimi:** Hakem seçimi Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından yapılır, taraflar hakemleri serbestçe belirleyemezler. Hakemler, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermek zorundadır; bu süre tarafların açık ve yazılı muvafakatleriyle uzatılabilir. 4. **İç Tahkimden Farkı:** Klasik (iç) tahkimden farklı olarak, sigorta tahkiminde tahkim anlaşması taraflarca özgürce yapılmaz, hakemler taraflarca seçilmez ve yargılama usulü de farklılıklar gösterir. **Yargıtay HGK Kararının Gerekçesi ve Hukuki Sonuçları:** Kararda, hakem heyetince Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nda mahkemeler için öngörülen 'direnme kurumu'nun kıyas yoluyla hakemler için de geçerli olduğu ileri sürülmüştür. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu görüşü reddetmiştir: * **Direnme Yetkisinin Niteliği:** Yargıtay, HMK'ya göre direnme yetkisinin devlet (ilk derece) mahkemelerinin ve istinaf mahkemelerinin tekelinde olduğunu belirtmiştir. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 15. maddesine göre, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Yargıtay dairelerinin bozma kararlarına karşı mahkemelerce verilen direnme kararlarını incelemekle görevlidir. Bu, direnme yetkisinin yargı hiyerarşisi içindeki bir yetki olduğunu gösterir. * **Tahkimin Amacıyla Çelişki:** Yargıtay, hakemlerin direnmesini mümkün görmenin, uyuşmazlığa düşen tarafların resmi yargıyı bırakarak uyuşmazlığı bir an önce hallettirmek için tahkim yolunu seçmedeki amacıyla çeliştiğini vurgulamıştır. Sigortacılık Kanunu'nun tahkimdeki 'hızlı ve adil çözüm' hedefine uygun düşmediği belirtilmiştir. * **Kıyas Yoluyla Uygulama Yasağı:** 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/23. maddesi, 'Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır' dese de, Yargıtay bu durumda kıyasen uygulamanın mümkün olmadığını, zira direnme yetkisinin HMK'nın mahkemelere tanıdığı özel bir yetki olduğunu ve tahkimin doğasına aykırı olduğunu belirtmiştir. Nitekim, daha önce hakem kararlarına karşı karar düzeltme yoluna dahi başvurulamayacağı düzenlenmişti (1086 sayılı HUMK 440/III-4). * **Sonuç:** Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu sebeplerle İtiraz Hakem Heyetince direnme kararı verilmesinin mümkün olmadığına karar vermiş ve direnme adı altındaki kararın usulden bozulmasına hükmetmiştir. Bu durum, sigorta tahkimindeki yargılamanın daha hızlı ve kesin olmasını sağlamak amacıyla getirilmiş bir hukuki neticedir.