Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/2037 E., 2017/5409 K. sayılı kararında, eski HSYK üyesi bir şüphelinin 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan yargılanması sırasında görev ve yetki konusunda ortaya çıkan uyuşmazlık nasıl çözümlenmiştir? Örgüt üyeliği suçunun niteliği bu çözümde nasıl bir rol oynamıştır?
Kararda, şüphelinin HSYK üyeliği görevinin sona ermesine rağmen, 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçunun mütemadi (kesintisiz) bir suç olduğu kabul edilmiştir. Örgüt üyeliği suçu kişisel bir suç olup, memuriyet görevinden doğan veya görevle bağlantılı bir suç kapsamında değerlendirilmemiştir. Suçun temadisinin şüphelinin yakalanma tarihi itibarıyla kesildiği kabul edilmiştir. Özel soruşturma ve kovuşturma usulü getiren teminatın, kamu görevlisinin şahsı ile değil doğrudan bulunduğu pozisyon ve icra edilen kamu görevi ile ilgili olduğu vurgulanmıştır. Ancak HSYK üyelerinin görevlerini icra ettikleri sırada işledikleri suçlar yönünden özel kovuşturma teminatının görevden ayrıldıktan sonra da devam ettiğinin kabulü gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, yerel Cumhuriyet Başsavcılığının iddianame düzenleme yetkisi bulunmadığı, soruşturma evrakını fezlekeye bağlayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına göndermesi gerektiği ve yargılama görevinin Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, görevli olmayan mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamenin iadesi doğru bulunmuştur.