İddianamede 'yeterli şüphe' kavramı, kovuşturma aşamasındaki 'kesin kabul edilebilir delillerin varlığı' kavramından nasıl ayrılır ve bu ayrımın lekelenmeme hakkı açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #22213

CMK m.170/2'ye göre, kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda 'yeterli şüphe' oluşturması gerekir. Bu, Cumhuriyet savcısının bir takdir yetkisini içerir. Yeterli şüphe, basit bir izlenimden öte somut vakıalarla oluşur. Kovuşturma evresinde ise kişilere ceza verebilmek için 'yeterli şüphe'den öte 'kesin kabul edilebilir delillerin varlığı' aranır. Yani, kovuşturma aşamasında sanığa ceza verilebilmesi için delillerin mahkumiyete yeterli ve vicdani kanaat oluşturacak nitelikte olması gerekir. Bu ayrım, kişilerin haksız yere dava süreciyle karşı karşıya bırakılmalarını önlemeyi ve 'lekelenmeme hakkı'nı korumayı amaçlar, zira her dava açılan kişinin ceza almadığı gerçeği bu ayrımın önemini vurgular. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/5667 E. , 2022/5911 K., Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/9706 E. , 2015/12780 K.)