İdari yargılamada 'duruşma' kavramının istisnai niteliğini, İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) madde 17'deki düzenlemeler çerçevesinde açıklayınız. Duruşma yapılmasını zorunlu kılan koşulları (parasal sınırlar dahil), duruşma talebinin şeklini ve bu talebe uyulmamasının hukuki sonuçlarını Danıştay içtihatları ışığında detaylıca değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #220111

İdari yargılamada genel ilke yazılılık olmakla birlikte, İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) madde 17, belirli koşullar altında duruşma yapılmasına imkan tanır, hatta zorunlu kılar. Bu durum, idari yargılamanın temel prensiplerinden biri olan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı ile bağlantılıdır. **Duruşma Yapılmasının Zorunlu Olduğu Haller:** İYUK madde 17/1'e göre, Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılması zorunludur. Tam yargı davaları ve vergi davalarında ise iptal davasından farklı olarak 'parasal sınır' şartı da bulunmaktadır. Bu parasal sınır (25.000 TL), her takvim yılı başında VUK'un mükerrer 298. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığınca ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Yani, bu parasal sınırı aşan tam yargı ve vergi davalarında da taraflardan birinin talebi üzerine duruşma yapılması zorunludur. **Duruşma Talebinin Şekli:** İYUK madde 17/3, duruşma talebinin dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabileceğini belirtir. Uygulamada bu talep genellikle dilekçelerin hitap kısmının altında veya üstünde sağ üst köşede veya netice-i talep kısmında belirtilir. **Duruşma Talebine Uyulmamasının Hukuki Sonuçları:** Danıştay içtihatları, İYUK madde 17'deki duruşma yapma zorunluluğuna uyulmamasının bozma nedeni olduğunu açıkça belirtir. Danıştay 12. Dairesi'nin 2008/6930 E., 2011/1709 K. sayılı kararı ve Danıştay 4. Dairesi'nin 2013/9157 E., 2014/1768 K. sayılı kararı bu durumu teyit etmektedir. Örneğin, davacının savunmaya cevap dilekçesinde duruşma yapılmasını istemesine karşılık, Mahkemece duruşma yapılmaksızın esas hakkında karar verilmesi, usul hükümlerine aykırı görülmüştür. Bu durum, davalı idarenin savunma hakkını ve mahkeme kararının oluşumunu etkileyen bir husus olarak kabul edilir. Danıştay 7. Dairesi'nin 2002/4304 E., 2005/476 K. sayılı kararında da benzer şekilde, duruşma yapılmadan karar verilmiş olmasının, davalı idarenin savunma hakkını etkilediği ve bu nedenle bozma sebebi olduğu belirtilmiştir. Bu içtihatlar, duruşmanın tarafların hak arama özgürlüğü ve yargılamanın şeffaflığı açısından taşıdığı önemi vurgulamakta, yargı mercilerinin bu usul kuralına mutlak surette uyması gerektiğini göstermektedir.