Kişisel verilerin korunması hukukunda 'unutulma hakkı' kavramını Anayasa Mahkemesi kararı ışığında açıklayınız. Bu hakkın hukuki dayanağını, amacını ve özellikle internet ortamındaki haber arşivleri bağlamında ifade ve basın özgürlüğü ile çatışma halinde nasıl dengelendiğini değerlendiriniz.
Unutulma hakkı, literatürde 'bireyin geçmişte hukuka uygun olarak yayılmış ve doğru nitelikteki bilgilerinin zamanın geçmesine bağlı olarak erişimden kaldırılmasını ya da gündeme getirilmemesini talep edebilmesi' olarak tanımlanır. Bu hak, kişisel verilerin korunması hakkının bir görünümü olup, bireylerin itibarlarını kötü etkileyecek haber, yorum ve içeriklere erişimi azaltarak özel hayatın gizliliğini güvence altına almayı, toplumdan dışlanmasını engellemeyi ve geçmişinden bağımsız bir şekilde yeni bir başlangıç yapabilmesini sağlamayı amaçlar. Ülkemizde kavramsal olarak 'unutulma hakkı' başlığı altında hukuki bir düzenleme bulunmamakla birlikte, Anayasa'nın 20. maddesinde kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı (bilgilendirilme, erişim, düzeltme, silme talebi), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun gibi yasal düzenlemeler bu hakkın tesisine yönelik araçlar barındırır. Anayasa Mahkemesi'nin bir kararında (başvurucu hakkında uyuşturucu kullanımıyla ilgili 1998-1999 yılına ait haberlerin yayından kaldırılması talebi), unutulma hakkı ile ifade ve basın özgürlüğü ve halkın haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğü arasında adil bir denge kurulması gerektiği vurgulanmıştır. AYM, haberlerin güncelliğini yitirmesi, haber değerinin kalmaması, kamu yararı bulunmaması ve kişinin itibarını zedeleyici nitelikte olması durumunda unutulma hakkının öncelik kazanabileceğine hükmetmiştir. Özellikle dijital haber arşivlerinde, haberin tamamen silinmesi yerine, kişisel verilerin silinerek erişimin engellenmesi gibi ölçülü yöntemlerle sonuca ulaşılabileceği, böylece basın özgürlüğünün özüne dokunulmadan geçmişteki olayların yeniden yazılmasının önüne geçilebileceği belirtilmiştir. Başvurucu örneğinde, yaklaşık on dört yıl önceki olaya ilişkin haberin güncelliğini yitirdiği, kamu yararı veya bilimsel araştırma açısından kolay ulaşılabilirliğinin gerekli olmadığı ve başvurucunun itibarını zedelediği gerekçesiyle şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir (AYM'nin ilgili kararı).