657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre disiplin cezası verme yetkisini sınırlayan zamanaşımı sürelerini ve bu sürelerin hukuki mahiyetini Danıştay içtihatları ışığında analiz ediniz. Özellikle, idari yargı tarafından verilen iptal kararlarının zamanaşımı süreleri üzerindeki etkisini değerlendiriniz.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi, disiplin cezası verme yetkisini iki farklı zamanaşımı süresiyle sınırlamaktadır. İlk olarak, 'fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren' başlayan öğrenme tarihine bağlı zamanaşımı süreleri mevcuttur: (a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. İkinci olarak, fiilin işlendiği tarihten itibaren başlayan bir mutlak zamanaşımı süresi vardır: 'Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.' Bu süreler, idarenin disiplin yetkisini belirli bir zaman dilimiyle sınırlayarak hukuki güvenliği sağlamayı amaçlar. Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 1996/3070 E., 1996/2443 K. sayılı kararı, bu zamanaşımı sürelerinin işleyişine önemli bir açıklık getirmiştir. Karara göre, idarenin süresi içinde disiplin cezası vermesiyle zamanaşımı süresi kesilir. Disiplin cezasının idari yargı yerince aynı konuda yeniden işlem tesisini gerektirecek biçimde (örneğin usul eksikliği nedeniyle) iptal edilmesi üzerine, zamanaşımı süresinin yeniden işletilmesi olanaksızdır. Yani, yargı kararıyla iptal edilen bir disiplin cezası sonrasında, idare usul eksikliklerini gidererek (örneğin savunma alarak) yeniden aynı cezayı verebilir ve bu durumda ilk cezanın verildiği tarih esas alınacağından, iptal kararı zamanaşımını yeniden başlatmaz, kesilen zamanaşımının devamı niteliğindedir. Bu durum, idarenin bir kez kullandığı disiplin yetkisinin yargısal denetim sonucu iptal edilse bile, fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık mutlak zamanaşımı süresinin başlangıcını değiştirmeyeceğini, ancak idarenin yeniden işlem yapma süresinin makul bir süre içinde olması gerektiğini gösterir. Bu içtihat, memurların disiplin hukuku açısından hak arama hürriyeti ile idarenin disiplin yetkisini etkin kullanabilmesi arasındaki dengeyi sağlamaya yöneliktir.