İş kazalarında işverenin cezai sorumluluğunun belirlenmesinde 'taksir' ile 'bilinçli taksir' ayrımının önemi nedir? Yargıtay içtihatları doğrultusunda bu ayrımın sonuçlarını ve işverenin sorumluluğunun tespitindeki kriterleri açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #218313

İş kazalarında işverenin cezai sorumluluğunun belirlenmesinde 'taksir' (TCK m. 22/2) ile 'bilinçli taksir' (TCK m. 22/3) ayrımı büyük önem taşır, zira uygulanacak cezanın miktarı üzerinde doğrudan etkilidir. **1. Taksir (Basit Taksir):** * **Tanım:** Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında yer alan neticesini öngörmeyerek gerçekleştirilmesidir. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaz veya eksik alır, ancak bu durumun işçinin ölümüne yol açabileceğini öngörmez veya öngörmesi gerekirken öngöremez. * **Cezai Sorumluluk:** İşveren, TCK m. 85/1'e göre taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılır (2 yıldan 6 yıla kadar hapis). **2. Bilinçli Taksir:** * **Tanım:** Kişinin, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, bir suçun kanuni tanımında yer alan neticeyi öngörmesine rağmen, fiili işlememektedir. İşveren, iş kazasının gerçekleşebileceğini, işçinin ölebileceğini **öngörür**, ancak yine de gerekli önlemleri almaz ve bu neticenin 'gerçekleşmeyeceğine' veya 'engellenebileceğine' güvenerek hareket eder. Bu, failin 'risk alma' bilincini içerir. * **Cezai Sorumluluk:** Bilinçli taksir durumunda, TCK m. 22/3 uyarınca, taksirli suç için kanunda yazılı olan ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Örneğin, TCK m. 85'e göre verilecek hapis cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. **Ayrımın Önemi ve Sonuçları:** * **Cezanın Ağırlığı:** Bilinçli taksir, basit taksire göre daha ağır bir kusur derecesi olup, cezanın artırılmasına yol açar. Bu, işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma konusundaki ciddiyetini artırmayı hedefler. **İşverenin Sorumluluğunun Tespitindeki Kriterler (Yargıtay İçtihatları):** * **Öngörülebilirlik:** İşyerinde alınması gereken önlemlerin alınmaması nedeniyle doğabilecek iş kazasının ve ölüm neticesinin öngörülebilir olup olmadığı temel kriterdir. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatına (örneğin 6331 sayılı Kanun) aykırılık, bu öngörülebilirliğin güçlü bir göstergesidir. * **Güvenlik Tedbirlerinin İhmali:** İşveren tarafından iş sağlığı ve güvenliği için gerekli önlemlerin (koruyucu ekipman, risk analizi, eğitimler, denetimler) alınmaması, kazanın oluş şekli, bilirkişi raporları ve uzman görüşleri, işverenin kusur oranının belirlenmesinde esas alınır. * **Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2020/2800 E., 2021/6961 K. sayılı kararı:** Bu karar, mermer bloklarındaki kırıklar nedeniyle yaşanan bir kazada, işverenin %80 kusurlu, işçinin %10 kusurlu bulunmasını, %10 kaçınılmazlık atfını ve ceza dosyasındaki kusur oranlarını incelemiştir. Ayrıca, 'İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet Yönetmeliği’nin 7. maddesinin 4. fıkrasında, onaylı deftere yazılan tespit ve önerilerin işverene tebliğ edilmiş sayılacağının belirtilmesi ve ayrıca tanık beyanlarından, olaya konu makinenin uzun zamandır arızalı olduğunun, bakım ve onarımının yapılmadan kullanılmasına devam edildiğinin anlaşılması karşısında; olayda bilinçli taksir koşullarının oluştuğunu kabul etmiştir.' Bu karar, işverenin, gerekli uyarı ve tespitlere rağmen önlem almaması veya arızalı ekipmanı kullandırması durumunda bilinçli taksirin oluşabileceğini açıkça göstermektedir. İş kazalarında kusur tespiti, bilirkişi raporları ile yapılır ve sorumluluk genellikle şirket ortakları, sorumlu müdürler veya iş güvenliği uzmanları üzerinde yoğunlaşabilir. İşverenin kastı veya kusurunun tespiti, maddi olguların saptanması ve mevzuata uygunluk denetimi ile belirlenir.