Askeri Ceza Kanunu (AsCK) Madde 11'de tanımlanan 'silahlı' kavramı ile TCK Madde 6/1-f'de tanımlanan genel 'silah' kavramı arasında AsCK uygulaması açısından nasıl bir fark vardır? Bir askerin AsCK m.11 anlamında 'silahlı' sayılması için hangi koşullar aranır?
TCK Madde 6/1-f, genel ceza hukuku uygulamasında 'silah' sayılan araçları (ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet vb.) tanımlar. Bu geniş bir tanımdır. AsCK Madde 11'de tanımlanan 'silahlı' kavramı ise daha özel ve hizmetle bağlantılı bir durumu ifade eder. AsCK m.11'e göre 'silahlı' sayılmak için iki alternatif koşuldan birinin varlığı gerekir: 1. Hizmetin İcabı Olan Silahı Hamil Bulunmak: Asker kişinin, görevinin gerektirdiği (örneğin, piyade tüfeği, tabanca gibi) bir silahı üzerinde taşıyor olması. 2. Silahının Başında Olarak Bir Amirin Kumandası ve Nezaretiyle Hizmete Başlanılmış Olmak: Asker kişinin, bir amirin komutası ve gözetimi altında, görevin gerektirdiği bir silahın (örneğin, top, makineli tüfek, hatta bir savaş gemisi veya uçağı) başında bulunarak hizmete başlamış olması. Temel fark, AsCK'daki 'silahlı' kavramının doğrudan 'askeri hizmet' ile ve bu hizmetin gerektirdiği silahla bağlantılı olmasıdır. TCK'daki tanım ise daha genel ve sivil yaşamdaki suçlar için de geçerlidir. AsCK m.11'deki 'silahlı' olma durumu, bazı askeri suçların (örneğin, silahlı iken itaatsizlik) nitelikli halini oluşturabilir veya özel bir askeri suçun unsuru olabilir. Örneğin, metindeki Askeri Yargıtay kararına göre, nöbet hizmetini ifa eden ve bu hizmetin gereği silahı bulunan sanık AsCK m.11 anlamında silahlı sayılırken, sadece şahsi veya demirbaş silah taşımak kişiyi bu madde anlamında 'silahlı' yapmaz.