6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 11. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 'ticari işletmenin devri sözleşmesi'nin hukuki niteliğini, kapsamını ve geçerlilik şartlarını açıklayınız. İşletmenin devri halinde borçlardan sorumluluğun hukuki akıbetini (İİK 280 ve Yargıtay kararları ışığında) değerlendiriniz.
TTK 11. maddesinin 3. fıkrası, 'ticari işletmenin devri sözleşmesi'nin hukuki niteliğini ve kapsamını düzenleyen merkezi hükümdür. Buna göre, ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün halinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Bu, işletmenin bir kül halinde, yani tek bir işlemle devredilebilmesini sağlayan önemli bir ilkedir. **Kapsamı:** Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını (taşınmazlar, makineler vb.), işletme değerini (goodwill), kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. **Geçerlilik Şartları:** Bu devir sözleşmesi ve ticari işletmeyi bir bütün halinde konu alan diğer sözleşmelerin 'yazılı olarak yapılması, ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi' zorunludur. Yazılı şekil şartı ve ticaret siciline tescil/ilan, sözleşmenin geçerliliği için kurucu niteliktedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/8349 K. sayılı kararı, noter devir sözleşmesinde davalıların işletme hakkını ve demirbaşları devir ve teslim aldıklarını belirtmelerinin, ispat yükünü devralana yüklediğini ve aksini ispatlayamazsa devrin gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. **Borçlardan Sorumluluk:** İşletmenin devri halinde borçlardan sorumluluk, özellikle İcra ve İflas Kanunu (İİK) 280. maddesi kapsamında değerlendirilir. Bu madde, ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya önemli bir kısmını devir veya satın alan kişinin, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul olunacağına dair bir karine getirir. Bu karine, ancak devrin alacaklılara en az üç ay evvel yazılı olarak bildirilmesi veya ticaret sicili gazetesinde ilan edilmesiyle çürütülebilir. Yani, devralan, devir öncesindeki borçlardan belirli şartlar altında sorumlu tutulabilir. Metinde ayrıca, kamu borçlarının akıbeti hakkında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/4137 K. sayılı kararı örnek verilmiş olup, devir sözleşmesinde devir öncesi borçların devralan tarafından ödeneceğinin düzenlenmesi halinde, devredenin ödediği idari para cezasını devralandan talep edebileceğine hükmedilmiştir. Bu, sözleşmesel anlaşmanın kamu borçları üzerindeki etkisini göstermektedir.