Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararının hukuki niteliğini ve bunun hukuk hakimi üzerindeki bağlayıcılık ilkesi açısından Türk Borçlar Kanunu (TBK) 74. maddesi çerçevesinde değerlendiriniz. Yargıtay'ın, ceza yargılamasında yapılan 'kusur tespiti'nin HAGB kararı bulunsa dahi hukuk hakimini bağlayıcılığına ilişkin yaklaşımını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #218206

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 231. maddesinde düzenlenmiş olup, 'kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını' ifade eder. HAGB, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen kesin bir 'hüküm' değildir; sanık hakkında hüküm ifade etmez ve herhangi bir sonuç doğurmaz. Bu nedenle, HAGB kararı verilen kişi 'hükümlü' sayılmaz ve bu karara dayanarak herhangi bir haktan yoksun bırakılamaz veya hukuki statüden dışarı çıkarılamaz (CMK 231/5). **Hukuk Hakiminin Bağlayıcılığı ve TBK 74:** Türk Borçlar Kanunu (TBK) 74. maddesi (eski BK 53), hukuk hakiminin ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız olduğunu belirtir. Buna göre, hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararıyla, kusur olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı, zararın miktarı gibi konularda bağlı değildir. Ancak bu bağımsızlık sınırsız değildir. Öğretide ve Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylar ve özellikle 'fiilin hukuka aykırılığı' konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilir. Bir başka deyişle, bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusunda kesinleşmiş ceza mahkemesi kabulü, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşır. **Yargıtay'ın HAGB ve Kusur Tespiti Yaklaşımı:** Metinde, HAGB kararının maddi olgu yönüyle kesin bir mahkûmiyet kararı olmadığı belirtilmiştir. Ancak, Yargıtay'ın önemli bir içtihadı (Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 29.01.2014 tarihli ve 2013/29879 E., 2014/2013 K. sayılı kararı ve Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/15 K. sayılı kararı) bu konuda bir istisna veya yorum getirmiştir. Buna göre, eğer ceza yargılamasında (özellikle Yargıtay aşamasında) bir 'kusur' tespiti yapılmış ve bu kusur tespiti mahkemece bozmaya uyularak kesinleşmişse, bu maddi olgu (kusurun varlığı) hukuk hakimini bağlayıcı olacaktır. Zira ceza hukukunda kusura ilişkin kurallar, özel hukuka göre daha sıkı tespit edildiği için, ceza hakiminin kusurun mevcudiyetini tespit etmesi halinde bu maddi olgu hukuk hakimini bağlar. Dolayısıyla, HAGB kararı verilmiş olsa bile, kusurun varlığına ilişkin kesinleşen maddi tespit, hukuk davasında dikkate alınmak zorundadır.