Yargıtay kararlarının da ışığında, Türk Medeni Kanunu'nda (TMK) düzenlenen 'gaiplik' (TMK 32-35) kurumunu ve bu kurumun miras hukuku açısından doğurduğu temel sonuçları detaylıca açıklayınız. Gaiplik kararının mirasçı atanması veya belirli mal vasiyeti üzerindeki etkisini irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #218201

Gaiplik, Türk Medeni Kanunu (TMK) 32-35. maddelerinde düzenlenen, kişinin ölümüne kesin gözle bakılmamakla birlikte, ölmüş olabileceğine dair ciddi şüphelerin bulunması halinde mahkeme kararı ile hukuken kişiliği sona erdiren bir durumdur. Gaiplik kararı için iki maddi koşuldan biri aranır: kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolması (en az bir yıl geçmeli) veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamaması (son haber tarihinden itibaren en az beş yıl geçmeli). Gaiplik kararı, 'hakları bu ölüme bağlı olan kişilerin' başvurusu üzerine (hasımsız) Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilir (HMK m.382/2-c-6). Mahkeme, durumu ilan eder (en az iki kere, ilk ilan sonrası 6 ay beklenir) ve sonuç alınamazsa gaipliğe karar verir. Gaiplik kararı, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur ve nüfus kütüğüne 'ölüm tescili' olarak kaydedilir (TMK 45, Nüfus Hizmetleri Kanunu m.34). **Miras Hukuku Açısından Sonuçları:** Gaiplik kararı, özellikle miras hukuku açısından önemli sonuçlar doğurur. Karine olarak kişinin öldüğü kabul edildiği için, gaibin terekesi kendiliğinden mirasçılarına geçer (TMK 580). Ancak, gaibin kesin olarak öldüğü belli olmadığı için, mirasçıların ve mirasta hak sahibi olan kişilerin, gaibin ortaya çıkması ihtimaline karşı güvence göstermeleri (teminat verme) mecburi kılınmıştır. Güvence verilmedikçe miras mirasçılara intikal etmez. Eğer gaibin mirasçısı Hazine ise, teminat verme yükümlülüğü bulunmaz. Gaibin mirasçılığı, gaiplik kararının kesinleştiği değil, ölüm tehlikesine neden olan olayın gerçekleştiği veya son haber alma tarihi itibarıyla değerlendirilir. **Mirasçı Atanması veya Belirli Mal Vasiyeti Üzerindeki Etkisi:** Metinde, 'Mirasçı Atanması veya Belirli Mal Vasiyet Etme Nedir?' başlığı altında bu konulara değinilmiştir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/3564 K. sayılı kararına göre, atanmış mirasçı (mansup mirasçı), mirasbırakanın ölümüyle tereke üzerinde doğrudan ve kendiliğinden ayni hak kazanır. Bu durumda, atanmış mirasçıya TMK 598/2 uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesinden veraset ilamı alması yeterlidir. Belirli mal vasiyeti alacaklısı (musaleh) ise mirasçı sıfatını kazanmaz, sadece vasiyet edilen mal üzerinde alacak hakkı doğar ve bu kişi de TMK 598/2 uyarınca vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge talep edebilir. Dolayısıyla gaiplik kararı, mirasçı atanması veya belirli mal vasiyetini etkilemez; ancak bu tasarrufların ifası ve hak sahiplerinin belirlenmesinde gaiplik kararı esas alınır ve teminat şartı gibi özel kurallar uygulanır.