Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 276. maddesinde düzenlenen 'Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ve Tercümanlık Suçu'nun temel özelliklerini, suçun kast unsurunu ve bilirkişinin hatalı mütalaası ile kasten gerçeği çarpıtması arasındaki farkı açıklayınız. Ayrıca, bu suçun adli para cezasına çevrilmesi ve HAGB kapsamına girip girmediği hususlarını irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #218181

TCK 276. maddesi 'Gerçeğe aykırı bilirkişilik ve tercümanlık suçu'nu düzenler. Bu suç, bir yargılamada veya hukuki süreçte, bilirkişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması veya tercümanın gerçeğe aykırı çeviri yapması anlamına gelir. Suçun cezası üç aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır ve kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılabilir. Suçun temel özelliklerinden biri, bilirkişi veya tercümanın görevi kötüye kullanarak veya yalan beyanlarla hukuki süreçleri yanıltması ve adalete zarar vermesidir. Suçun kast unsuru önemlidir. Madde gerekçesine göre, bilirkişinin kendi bilgi ve değerlendirmesine göre vereceği mütalaanın sadece hatalı olması, yani kastın bulunmaması halinde suç oluşmaz. Başka bir deyişle, bilirkişinin yanlış bir sonuca varması veya hatalı bir rapor hazırlaması kasten değil, yanlışlıkla veya dikkatsizlik sonucu ise cezalandırma yapılmaz; suçun oluşması için gerçeği kasten yanlış yansıtma veya çarpıtma amacı taşınmalıdır. Adli para cezası ve HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) açısından ise, metinde açıkça belirtildiği üzere, TCK 276'daki suçun alt sınırı nedeniyle hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Aynı şekilde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi de mümkün değildir. Bu suç, şikayete tabi suçlardan değildir, savcılık tarafından re'sen soruşturma başlatılır ve şikayetten vazgeçme davanın düşmesine yol açmaz. Dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Uzlaşma kapsamında da değildir. Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi'dir.