5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 121. maddesinde düzenlenen 'Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu'nun unsurlarını ve bu suçun 'görevi kötüye kullanma' suçundan farkını Yargıtay kararları ışığında açıklayınız.
TCK 121. maddesinde düzenlenen 'Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu'nun unsurları şunlardır: Suçun konusu, kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına yazılı olarak yaptığı başvuruyu ifade eden 'dilekçe'dir. Suçun oluşumu için, bu dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi gerekmektedir. Madde gerekçesi, ispat sorunlarını önlemek amacıyla salt sözlü başvurunun kabul edilmemesinin bu suçu oluşturmayacağını, ancak sözlü başvurunun tutanağa geçirilmesi gerektiği hallerde tutanağa geçirilmemesinin farklı değerlendirilebileceğini belirtir. Süreli işlemlerde, dilekçenin süresinde verilmesine rağmen kabulünün geciktirilmesi de bu suçu oluşturur. Yargıtay içtihadına göre, örneğin bir suç duyurusu dilekçesinin ilgisiz bir makama verilmeye teşebbüs edilmesi halinde kabul edilmemesi hukuka uygun bir fiil olduğundan suç oluşmaz. Bu suçun 'görevi kötüye kullanma' suçundan farkı, Yargıtay'ın 5. Ceza Dairesi'nin 2015/11885 ve 2016/2199 sayılı kararlarında açıkça belirtilmiştir. Görevi kötüye kullanma (TCK 257) genel, tali ve tamamlayıcı bir hüküm olup, oluşumu için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekir. Oysa TCK 121, dilekçe hakkının engellenmesi eylemini özel olarak tanımlamıştır. Yargıtay, avukatın akaryakıt istasyonu ruhsat talebi dilekçesinin kabul edilmemesi veya kaymakamın darp şikayeti dilekçesini işleme koymaması gibi durumlarda, eylemin TCK 121'de düzenlenen 'dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi' suçunu oluşturduğunu, ayrıca görevi kötüye kullanma suçunun oluşmadığını veya oluşsa bile TCK 121'in özel hüküm olması nedeniyle öncelikli olarak bu maddeden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.