Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.05.2018 tarihli, 2017/4-1354 E. ve 2018/1105 K. sayılı kararı bağlamında, bir manevi tazminat davasında taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmaması durumunda 'İş Mahkemesi'nin görevli olmadığına' nasıl karar verilmiştir? Bu karar, 5521 sayılı (mülga) İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları ışığında nasıl yorumlanmalıdır?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.05.2018 tarihli kararında, davacının bir otelde çalışırken davalının hakaretlerine maruz kaldığı iddiasıyla açtığı manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi manevi tazminata hükmetmiş, ancak Özel Daire davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Hukuk Genel Kurulu, direnme kararı üzerine yaptığı incelemede, 'dosya içerisinde davalı ile davacı arasında iş akdi olduğuna dair bir yazılı belge bulunmadığı' ve 'ceza dosyasında ve eldeki davada dinlenen tanıkların ve tarafların beyanlarından davalının otelin bulunduğu taşınmazda paylı mülkiyet paydaşı olduğunun, otelin işletme sahibinin ve işverenin dava dışı ... olduğunun' belirtilmesi nedeniyle, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varmıştır. Karar, 5521 sayılı (mülga) İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi (iş mahkemesinin İş Kanunu hükümlerine göre işçi sayılanlar ile işveren arasındaki her türlü uyuşmazlıkları çözümlemekle görevli olması) hükmünde öngörülen koşulların somut olayda mevcut olmaması nedeniyle, davaya bakmakla İş Mahkemesinin görevli olmadığının kabulü gerektiğini vurgulamıştır. Bu karar, İş Mahkemelerinin görevinin istisnai nitelik taşıdığını ve İş Kanunu'na dayanan bir işçi-işveren ilişkisi olmadıkça genel mahkemelerin görevli olduğunu pekiştirmiştir.