Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/7657 K. sayılı kararı bağlamında, alkollü araç kullanımı neticesinde meydana gelen yaralanmalı trafik kazalarında 'trafik güvenliğini tehlikeye sokma' suçu ile 'taksirle yaralama' suçu arasındaki ilişki nasıl değerlendirilmektedir? Bu durumda 'zarar suçu' ve 'tehlike suçu' ilkeleri nasıl uygulanır ve 'şikayet' şartı bakımından önemli bir ayrım nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #217705

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/7657 K. sayılı kararı, alkollü araç kullanımı sonucu yaralanmalı trafik kazalarında şu önemli noktaları vurgulamıştır: Olayda 'trafik güvenliğini tehlikeye sokma' (tehlike suçu) ve 'taksirle yaralama' (zarar suçu) suçlarının oluştuğu tespit edildiğinde, 'zarar suçunun oluştuğu ahvalde ayrıca tehlike suçundan cezalandırma imkanının bulunmadığı' belirtilmiştir. Bu, eğer fiil somut bir zarara yol açmışsa, sadece zarar sonucunu doğuran suçtan (taksirle yaralama) ceza verileceği, tehlike yaratan suçtan ayrıca ceza verilmeyeceği anlamına gelir. Ayrıca, TCK’nın 89/2. maddesi kapsamındaki yaralanmaların 'bilinçli taksirle' işlenmesi halinde aynı Kanun’un 89/5. maddesi uyarınca 'şikayete tabi olmadığı' gözetilmelidir. Yani, alkollü araç kullanarak bilinçli taksirle yaralamaya neden olan fail hakkında mağdurun şikayetçi olmaması davanın düşmesine yol açmaz, çünkü takibi şikayete bağlı değildir. Yargıtay bu kararda, yerel mahkemenin bu ayrımı ve şikayet şartını hatalı yorumlaması nedeniyle hükmü bozmuştur.