Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2013/5854 K. sayılı kararı ve Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 2016/3650 K. sayılı kararı bağlamında, TCK 229'daki 'dilencilikte aracı kullanma' suçunun tespiti ve delil yetersizliği konularını tartışınız. Özellikle 'mağdur üzerinde hakimiyet kurarak dilendirme' unsurunun ispatı neden önemlidir?
Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2013/5854 K. sayılı kararında, sanığın evlilik dışı doğan ve nüfusa kayıtlı olmayan küçüğü dilencilikte araç olarak kullandığı iddiasında, küçüğün gerçek yaşının saptanmaması ve sanık ile kan hısımlığının duraksamasız belirlenmemesi nedeniyle hüküm bozulmuştur. Bu, suçun nitelikli halinin uygulanabilirliği için mağdurun yaş ve ilişki durumunun somut tespiti gerektiğini gösterir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 2016/3650 K. sayılı kararında ise, sanığın 'dilencilikte aracı kullanmak' suçundan mahkumiyetine ilişkin hüküm, 'sanığın mağdur üzerinde hakimiyet kurarak dilendirdiğine dair somut ve yeterli bir delil bulunmadığı' gerekçesiyle bozulmuştur. Bu kararlar, TCK 229'daki suçun oluşumu için mağdurun 'araç olarak kullanıldığı' ve failin mağdur üzerinde bu yönde bir 'hakimiyet' kurduğunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatının zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır; aksi takdirde delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verilebilir.