5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 84. maddesi uyarınca keşif, tanık veya bilirkişi dinlenmesi gibi muhakeme işlemlerinde şüpheli veya sanığın bulunma hakkı nasıl güvence altına alınmıştır? Hangi durumlarda bu hakkın kısıtlanabileceğini ve ilgili mahkeme kararını örneklerle açıklayınız.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), yargılamanın yüz yüzelik (vicahîlik) ilkesi ve adil yargılanma hakkı kapsamında, şüpheli veya sanığın muhakeme faaliyetlerine katılımını önemli bir güvence olarak düzenlemiştir. CMK'nın 84. maddesi, keşif, tanık veya bilirkişi dinlenmesi gibi kritik işlemlerde şüpheli veya sanığın bulunma hakkını güvence altına alır. **Bulunma Hakkının Güvencesi (CMK m. 84/1-2):** CMK m. 84/1'e göre, keşifte şüpheli, sanık, mağdur ve avukatları hazır bulunabilirler. Bu, olayın gerçekleştiği yerin incelenmesi sırasında, sanığın olay yerine dair gözlemlerini ve savunmasını ortaya koyma imkanını sağlar. Benzer şekilde, m. 84/2 uyarınca, tanık veya bilirkişinin dinlenmelerinde de adı geçenlerin (şüpheli, sanık, mağdur, avukat) hazır bulunmaları mümkündür. Bu hak, sanığın tanık beyanlarını tartışma, çürütme ve gerekli soruları yöneltme imkanı bulması açısından savunma hakkının önemli bir parçasıdır. Madde gerekçesi de yargılamada iddia ve savunma dengesinin korunmasının gerektirdiği ölçüde, sanığın yargılama faaliyetlerine katılmasının gerekliliğini vurgular. **Hakkın Kısıtlanabileceği Durum (CMK m. 84/3):** CMK m. 84/3, şüpheli veya sanığın bulunma hakkına bir istisna getirir: 'Şüpheli veya sanığın hazır bulunması, tanığın gerçeğe uygun beyanında bulunmasını engellemesi halinde, mahkeme, onun hazır bulunmamasına karar verebilir.' Bu hüküm, özellikle tanığın sanığın etkisi altında kalma, korkma veya baskı hissetme ihtimali gibi durumlarda, tanığın özgür ve gerçeğe uygun beyanının alınabilmesi için sanığın duruşmada bulunmamasına geçici olarak karar verilmesine olanak tanır. Ancak bu kısıtlama, keyfi olmamalı ve somut bir gerekçeye dayanmalıdır. Mahkeme bu kararı verirken, tanığın güvenliğini ve adaletin tecellisini sağlamayı amaçlar. Bu durumda sanığın savunma hakkı tamamen ortadan kalkmaz, örneğin avukatı aracılığıyla veya daha sonra tutanakların kendisine bildirilmesi suretiyle savunma imkanı sağlanır. **Örnekler ve Yargıtay Yaklaşımı:** * **Keşifte Sanığın Bulunmaması:** Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 1995 tarihli bir ilamında, keşif yapılmasına karar verilmiş ancak sanık ve müdafiine tebligat yapılmadan keşfin gerçekleştirilmesi hususu tartışılmıştır. Yargıtay, CMUK'un (eski CMK) 162. maddesindeki 'işin geri bırakılmasına meydan vermemek kaydıyla' ibaresine dayanarak, hakimin takdir hakkını kullanarak haber vermeksizin keşif yapmasının buyurucu bir usul kuralına aykırılık oluşturmadığını belirtmiştir. Ancak bu karar, sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı durumlara (örneğin, sanığın itiraz etmemesi veya işyerinde yapılması gibi) işaret etmektedir. Genel prensip, sanığın bilgilendirilmesi ve hazır bulunma hakkının tanınmasıdır. * **Tanık Dinlenmesinde İstisna:** Eğer bir tanık, sanığın varlığından dolayı aşırı derecede korktuğunu, beyanını tam olarak veremediğini veya sanık tarafından tehdit edildiğini ifade ederse, mahkeme sanığın geçici olarak duruşma salonundan çıkarılmasına karar verebilir. Bu, tanığın serbestçe beyan verebilmesini sağlamak içindir. **Bildirim ve Usul (CMK m. 84/4-5):** Hazır bulunma hakkına sahip olanlar, işin başka güne bırakılmasını isteyememek kaydıyla, işlerin yapılması gününden evvel haberdar edilir. Tutukluların ise kural olarak mahkeme binası içerisindeki işlerde hazır bulunmaları sağlanır, ancak zorunlu hallerde hakim kararı ile mahkeme binası dışında yapılacak işlemlerde de hazır bulunmalarına karar verilebilir. Sonuç olarak, CMK, şüpheli/sanığın yargılama işlemlerine katılımını temel bir hak olarak görürken, belirli istisnai koşullarda bu katılımı sınırlama yetkisini de adil yargılamanın diğer unsurlarının (örn. tanığın gerçeği söyleme özgürlüğü) korunması adına tanımıştır.