TCK Madde 22/4 'Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir' ve TCK Madde 22/5 'Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir' hükümleri, YCGK 2013/12-654 E., 2015/75 K. sayılı iş kazası kararında, bilirkişi raporlarında sanıklara çeşitli oranlarda kusur atfedilmesine rağmen CGK'nın beraat sonucuna varmasıyla çelişir mi? Bu durum nasıl açıklanabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21566

TCK m. 22/4 ve m. 22/5 hükümleri, taksirli suçlarda sorumluluğun ve cezanın kusura göre bireyselleştirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyar. YCGK 2013/12-654 E., 2015/75 K. sayılı iş kazası kararında, bilirkişi raporlarında sanıklara (işveren ve işletme müdürü) çeşitli oranlarda kusur (%12.5, %25 gibi) atfedilmesine rağmen CGK'nın sanıkların beraatine karar vermesi ilk bakışta bu hükümlerle çelişiyor gibi görünebilir. Ancak durum şöyle açıklanabilir: 1. **Bilirkişi Raporlarının Bağlayıcı Olmaması:** Ceza muhakemesinde bilirkişi raporları, hâkimi bağlayıcı nitelikte değildir (CMK m. 67/6). Hâkim, delilleri serbestçe takdir eder. Bilirkişiler, olayın teknik yönleri ve kusur durumuna ilişkin görüşlerini sunarlar, ancak nihai hukuki değerlendirme ve kusurun varlığına/yokluğuna karar verme yetkisi mahkemeye aittir. 2. **CGK'nın Farklı Kusur Değerlendirmesi:** CGK, dosyayı bir bütün olarak incelediğinde, bilirkişilerin sanıklara atfettiği kusurların hukuken kabul edilebilir olmadığı veya meydana gelen netice ile sanıkların eylemleri arasında yeterli bir nedensellik bağı bulunmadığı kanaatine varmıştır. Kararda, ölenin kendi ağır ve beklenmedik kusurlu davranışının (görevi olmadığı halde ve uyarılara rağmen tedbirsizce çatıya çıkıp düşmesi) neticenin asli sebebi olduğu ve sanıklara yüklenebilecek bir kusur kalmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 3. **Nedensellik Bağının Kopması veya Yokluğu:** Taksirli sorumluluk için sadece dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali yetmez, aynı zamanda bu ihlal ile meydana gelen netice arasında hukuken kabul edilebilir bir nedensellik bağının da bulunması gerekir. CGK, ölenin kendi davranışlarıyla bu bağı kestiği veya sanıkların ihmalleriyle netice arasında yeterli illiyet kurulamadığı değerlendirmesini yapmış olabilir. 4. **Objektif İsnadiyetin Yokluğu:** CGK, sanıkların olası ihmallerinin, ölenin öngörülemez ve aşırı riskli davranışı karşısında neticeyi objektif olarak onlara isnat etmeye yeterli olmadığına karar vermiş olabilir. Dolayısıyla, CGK'nın kararı, TCK m. 22/4 ve m. 22/5 ile doğrudan çelişmek yerine, bu maddelerin uygulanabilmesi için öncelikle sanıklara **hukuken atfedilebilir bir kusurun varlığının** saptanması gerektiğini vurgular. Eğer mahkeme (bu durumda CGK), tüm delilleri değerlendirdikten sonra sanıkların hukuken sorumlu tutulacakları bir kusurlarının bulunmadığı sonucuna varırsa, bilirkişilerin farklı yöndeki görüşlerine rağmen beraat kararı verebilir. Bu, TCK m. 22/4 ve 5'in uygulanma alanına girilmeden önce, kusurun varlığı aşamasında bir değerlendirme yapıldığı anlamına gelir.