Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7026 E., 2017/3341 K. sayılı kararında, terör örgütü yöneticilerinin talimatı veya KCK sözleşmesi doğrultusunda gerçekleştirildiği iddia edilen bazı eylemlerin (basın açıklaması, miting, taziye ziyareti vb.) neden 'siyasi parti faaliyeti' olarak kabul edilemeyeceği, ancak yine de bu tür eylemlerin örgüt üyeliği suçunun unsurları ve cezanın belirlenmesinde hükme esas alınmasının neden eleştirildiği açıklanmıştır?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında bu konu iki aşamalı olarak ele alınmıştır: **1. Siyasi Parti Faaliyeti Olarak Kabul Edilememe:** Kararda, 'Terör örgütü yöneticilerinin talimatı veya KCK sözleşmesi doğrultusunda gerçekleştirilen eylem ve faaliyetlerin siyasi parti çalışması olarak kabulü mümkün değil ise de...' ifadesi kullanılmıştır. Bu, eğer bir eylemin kaynağı doğrudan terör örgütü talimatı veya örgütün (KCK gibi) temel belgeleri ise, bu eylemin görünüşte yasal bir siyasi parti (örneğin BDP) faaliyeti gibi sunulsa bile, özünde örgütsel bir faaliyet olduğu ve meşru bir siyasi faaliyet olarak kabul edilemeyeceği anlamına gelir. Yani, eylemin arkasındaki gerçek amaç ve yönlendirme örgütsel ise, şekli görünüm (siyasi parti etkinliği gibi) onu aklamaz. **2. Örgüt Üyeliği Suçunun Unsurları ve Cezanın Belirlenmesinde Hükme Esas Alınmasının Eleştirilmesi:** Ancak Daire, bu genel tespiti yaptıktan sonra, somut olayda sanıkların (bir kısmı belediye başkanı veya BDP yöneticisi olan) gerçekleştirdiği bazı eylemlerin niteliğini ayrıca değerlendirmiş ve bu eylemlerin örgüt üyeliği suçundan suçun unsurları ve cezanın belirlenmesinde doğrudan hükme esas alınmasını eleştirmiştir. Eleştirilen eylemler şunlardır: * Siyasi parti faaliyeti olarak değerlendirilebilecek basın açıklamaları. * Anayasa referandumunu boykot amacıyla miting düzenleme. * BDP tarafından organize edilen iki dilli yaşam yürüyüşü ve basın açıklaması. * Nevruz Bayramı kutlamaları, Kürt Dili Bayramı, Dünya Kadınlar Günü mitingi, BDP aday tanıtım mitingi, Dünya Barış Günü vesilesiyle miting. * **Terör örgütü propagandasına dönüştürülmeyen** insani mülahazalarla gerçekleştirilen taziye ziyaretleri. * Van festivali adıyla yapılan etkinlik. Daire, bu tür eylemlerin, eğer **doğrudan terör örgütü propagandasına dönüşmemişse veya şiddet içermiyorsa**, görünüşte yasal ve demokratik hak arama veya siyasi ifade kapsamında kalabilecek faaliyetler olduğunu ve bunların doğrudan silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında kabul edilerek örgüt üyeliği suçunun unsuru veya cezanın ağırlaştırılması nedeni olarak kullanılmasının sorunlu olduğunu belirtmiştir. Yani, her ne kadar bazı faaliyetler genel bir örgütsel stratejiyle uyumlu olabilse de, eylemin kendisi açıkça suç teşkil etmiyorsa veya örgütle organik bağı kesin olarak ortaya konulamıyorsa, bunların örgüt üyeliğine delil olarak kullanılması veya cezanın belirlenmesinde doğrudan esas alınması, TCK m. 3 (orantılılık) ve m. 61 (cezanın belirlenmesi) ilkelerine aykırı olabilir. Bu, özellikle ifade özgürlüğü, toplanma ve gösteri yürüyüşü hakkı gibi temel haklarla kesişen eylemlerde, eylemin içeriğinin ve amacının dikkatle değerlendirilmesi, her türlü muhalif veya farklı siyasi ifadenin otomatik olarak terör örgütü faaliyeti sayılmaması gerektiği yönünde bir uyarı niteliğindedir.