Mühürde sahtecilik suçunda (TCK m. 202) kullanılan sahte mührün, 'aldatıcılık (iğfal) kabiliyetine' sahip olması gerekir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #215614

Mühürde sahtecilik suçu, resmi belgede sahtecilik suçundan farklı olarak, aldatıcılık kabiliyetini her zaman bir unsur olarak aramaz. Suçun seçimlik hareketleri 'sahte olarak üretmek' veya 'kullanmak'tır. 'Üretme' fiili açısından, üretilen sahte mührün, orijinaline benzetilerek başkalarını aldatma potansiyeli taşıması aranır. Ancak sahteciliği çok bariz olan, ilk bakışta sahte olduğu anlaşılan bir mühür üretilmesi halinde suçun unsurları oluşmayabilir. 'Kullanma' fiili açısından ise, sahte mührün kullanılmasıyla suç tamamlanır. Yargıtay uygulamalarında, özellikle sahte plaka gibi durumlarda, belgenin bir bütün olarak aldatıcılık vasfı taşıması gerektiği vurgulanır. Ancak, basit bir sahte mühür basma eyleminde, bu mührün aldatıcılık derecesinden çok, kamusal güvencenin ihlal edilmesi ön plandadır. Özetle, aldatıcılık özelliği, resmi belgede sahtecilikteki kadar merkezi bir unsur olmasa da, suçun oluşumunda ve özellikle ispatında dikkate alınan bir faktördür.