Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2016/14662 E., 2017/5322 K. sayılı kanun yararına bozma kararında, sanığın yokluğunda yargılama yapılarak mahkumiyet hükmü verilmesi eleştirilmiştir. CMK'ya göre hangi durumlarda sanığın yokluğunda duruşma yapılabilir ve hüküm verilebilir? Bu karardaki eleştiri hangi usuli eksikliklere dayanmaktadır?
CMK'ya göre sanığın yokluğunda duruşma yapılması ve hüküm verilmesi istisnai durumlardır. Temel kural, sanığın duruşmada hazır bulunmasıdır (CMK m. 193/1). Ancak CMK'da bazı istisnalar öngörülmüştür: * **Sanığın Sorgusu Yapıldıktan Sonra Duruşmadan Vareste Tutulması (CMK m. 196/2):** Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan vareste tutabilir. * **Belirli Suçlarda ve Koşullarda Yoklukta Duruşma (CMK m. 193/2, m. 195):** Sadece adlî para cezasını veya müsadereyi gerektiren suçlarda sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bazı durumlarda (örneğin, sanığın istinabe yoluyla sorgusu yapılmışsa veya kaçaksa) yokluğunda hüküm verilebilir. * **Sanığın Duruşmadan Uzaklaştırılması (CMK m. 200, m. 204).** * **Tebligata Rağmen Mazeretsiz Gelmeme (Delillerin Ortaya Konulması Aşamasında - CMK m. 206/1 son cümle):** Sanığın tebligata rağmen mazeretsiz gelmemesi sorgusunun yapılamamasına neden olsa da delillerin ortaya konulmasına engel olmaz. Ancak bu, doğrudan hüküm kurulabileceği anlamına gelmez, savunma hakkı gözetilmelidir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin ilgili kararındaki eleştiri şu usuli eksikliklere dayanmaktadır: 1. **Usulsüz Tebligat İhtimali:** Sanığa gönderilen duruşma günü tebligatının ve gerekçeli karar tebliğinin, ön ödemenin tebliğ edildiği adresten farklı bir adrese TK (Tebligat Kanunu) m. 35'e göre yapıldığı belirtilmiştir. TK m. 35'e göre tebligatın yapılabilmesi için belirli koşulların (adresin meçhul olması, daha önce o adrese usulüne uygun tebligat yapılmış olması vb.) varlığı gerekir. Eğer bu koşullar sağlanmadan tebligat yapılmışsa, tebligat usulsüzdür ve sanığın duruşmadan haberdar olduğu kabul edilemez. 2. **Savunma Hakkının Kısıtlanması:** Usulsüz tebligat sonucu sanığın duruşmadan haberdar olmaması ve yokluğunda yargılamanın bitirilerek mahkumiyet hükmü verilmesi, sanığın savunma hakkını (CMK m. 147), delillerini sunma ve tartışma hakkını (CMK m. 206) ihlal eder. 3. **Delil Yetersizliğiyle Birleşmesi:** Yoklukta yargılama eleştirisi, aynı zamanda dosyada mevcut fotokopi belgeye (sözleşme aslı ve imza incelemesi yok) istinaden ve yeterli gerekçe gösterilmeden mahkumiyet kararı verilmesiyle birleşmiştir. Sanığın varlığında bu eksiklikler belki giderilebilirdi. Bu nedenlerle Daire, sanığın usulüne uygun biçimde duruşmaya çağrılması ve delillerini sunma imkanı tanınması gerekirken, yokluğunda ve yetersiz delille mahkumiyetine karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.