Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2016/2967 E., 2017/3654 K. sayılı kararında, ilk derece mahkemesinin Daire'nin bozma ilamından sonra 'direnme kararı' verdiği belirtilmekle birlikte, bu kararın neden 'özde ilk karar niteliğinde' ve 'bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karar' olarak kabul edildiği açıklanmıştır?
Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, ilk derece mahkemesinin, Daire'nin bozma ilamına karşı verdiği kararın şeklen 'direnme kararı' gibi görünse de, özünde 'bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karar' ve dolayısıyla 'ilk karar niteliğinde' olduğu kabul edilmiştir. Bunun gerekçeleri şunlardır: Ceza Genel Kurulu'nun kararlılık gösteren içtihatlarına göre, bir kararın 'direnme kararı' sayılabilmesi için, mahkemenin bozma kararındaki hukuki veya fiili gerekçelere katılmayarak, önceki kararında ısrar etmesi gerekir. Ancak, eğer mahkeme; * Bozma kararı doğrultusunda (farklı bir sonuca varsa bile) **uygulama yapar**, * Bozmadan sonra **yeni inceleme, araştırma yapar** veya **yeni kanıtlara dayanarak** hüküm kurar, * Bozma nedeni veya nedenlerini **tartışır** ve bu tartışma sonucunda **ilk kararda yer almayan yeni ve değişik gerekçelere** dayanır, * Hükümde (önceki karara göre esasa etkili) **değişiklik yapar**sa, bu durum, şeklen direnme olarak adlandırılsa bile, niteliği itibarıyla 'direnme kararı' olmayıp, 'bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karar' olarak kabul edilir. Somut olayda mahkeme, Daire'nin bozma ilamından sonra verdiği (şeklen direnme olan) kararında: * Bozma nedenini **tartışmış**, * Bu doğrultuda **yeni gerekçe yazmış**, * Ve **farklı bir mahkûmiyet kararı** vermiştir. Bu değişiklikler, mahkemenin önceki kararında birebir ısrar etmediğini, bozma üzerine yeni bir değerlendirme ve yargılama yaptığını göstermektedir. Bu nedenle karar, 'özde ilk karar' (bozma sonrası verilen yeni hüküm) niteliğinde kabul edilmiş ve temyizen inceleme görevinin, direnme kararlarını inceleyen Ceza Genel Kurulu'na değil, ilk kararı bozan ilgili Daire'ye (20. Ceza Dairesi) ait olduğu belirlenmiştir. Bu, usul hukuku açısından görevli merciin doğru tespit edilmesi için önemli bir ayrımdır.