5218 sayılı Kanun ile ölüm cezalarının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürüldüğü durumlarda, cezanın infaz rejiminin belirlenmesinde TCK m. 7/3 nasıl bir rol oynamıştır? Yargıtay 1. CD 2006/5986 sayılı kararı bu konuda neyi açıklamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #215577

Bu durumda, TCK m. 7/3'teki 'çapraz uygulama' yasağının bir sonucu olarak, infaz rejimi ile koşullu salıverilme hükümleri birbirinden ayrılmıştır. TCK m. 7/3, 'koşullu salıverilme' hükümlerinin lehe kanun prensibine tabi olduğunu, ancak bunun dışındaki 'infaz rejimine ilişkin hükümlerin' derhal uygulanacağını belirtir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2006/5986 sayılı kararında da bu ayrım netleştirilmiştir. Buna göre, hükümlünün ne kadar süre cezaevinde kalacağını belirleyen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, eski ve yeni kanunlar karşılaştırılarak lehe olan (örneğin eski 647 sayılı Kanun) uygulanabilir. Ancak, cezaevindeki yaşam koşullarını (tek kişilik oda, ziyaret, telefon hakkı vb.) düzenleyen infaz rejimi açısından, o anda yürürlükte olan yeni 5275 sayılı Kanun'un hükümleri (m. 25) derhal uygulanır. Yani hükümlü, koşullu salıverilme açısından lehe olan eski kanundan yararlanırken, cezaevi koşulları açısından aleyhine dahi olsa yeni kanuna tabi tutulur.