YCGK 2020/231 E., 2022/140 K. sayılı kararında, 'delil serbestliği ilkesine, öğreti ve uygulamada “delil yasakları” olarak adlandırılan birtakım sınırlamalar getirildiği' belirtilmiştir. Bu ifade, ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşma amacı ile bireyin temel haklarının korunması arasındaki dengeyi nasıl yansıtmaktadır?
YCGK'nın ilgili kararındaki bu ifade, ceza muhakemesinin temel felsefesinde yer alan önemli bir dengeyi yansıtmaktadır: Bir yanda maddi gerçeğe ne pahasına olursa olsun ulaşma arzusu (delil serbestliği ilkesi), diğer yanda ise bu süreçte bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması zorunluluğu (delil yasakları). 1. **Delil Serbestliği İlkesi (Maddi Gerçeğe Ulaşma Amacı):** Bu ilke, CMK m. 217/2'de 'Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir' şeklinde ifadesini bulur. Amacı, mahkemenin olayı aydınlatmak için mümkün olan en geniş delil yelpazesini kullanabilmesidir. Toplumun suçların aydınlatılması ve adaletin tecellisi yönündeki meşru beklentisi bu ilkeyle desteklenir. 2. **Delil Yasakları (Bireyin Temel Haklarının Korunması):** Ancak delil serbestliği mutlak değildir. Kanun koyucu, delil elde etme ve değerlendirme süreçlerinde bireyin temel hak ve özgürlüklerinin (insan onuru, özel hayatın gizliliği, adil yargılanma hakkı vb.) ihlal edilmesini önlemek amacıyla 'delil yasakları' olarak adlandırılan sınırlamalar getirmiştir. Bu yasaklar, hukuka aykırı yöntemlerle (işkence, aldatma, kanuna aykırı arama vb.) delil elde edilmesini veya bazı durumlarda hukuka uygun elde edilmiş olsa bile (örneğin, katalog dışı suçta tesadüfi delil) delilin kullanılmasını engeller. **Dengenin Yansıması:** Bu iki kavram arasındaki ilişki, ceza muhakemesinin 'maddi gerçeğe her ne pahasına olursa olsun değil, hukuk kuralları içerisinde, şüpheli ve sanığın hakları korunarak ulaşılmalıdır' (YCGK 2019/441, YCGK 2020/231) temel ilkesini yansıtır. Delil serbestliği, maddi gerçeğe ulaşmak için bir araçken; delil yasakları, bu arayışın sınırlarını çizer ve sürecin hukuk devleti ilkelerine ve temel haklara uygun yürütülmesini sağlar. CMK m. 206'daki delillerin reddi koşulları (özellikle m. 206/2-a'daki kanuna aykırı delillerin reddi) bu dengenin somut bir tezahürüdür. Toplumun suçun aydınlatılmasındaki menfaati önemlidir, ancak bu menfaat bireylerin temel haklarının keyfi olarak ihlal edilmesini meşrulaştırmaz. Delil yasakları, bu dengeyi birey hakları lehine güçlendiren güvencelerdir.