Taksirli iflas suçu (TCK m. 162) ile hileli iflas suçu (TCK m. 161) arasındaki temel fark nedir? Bir şirketin ticari defterlerinin kanuna uygun tutulmaması tek başına hileli iflas suçunu oluşturur mu? (Yargıtay 8. CD, 2018/5059)
İki suç arasındaki temel fark, failin kastının niteliğindedir. Hileli iflas (TCK m. 161), alacaklıların zararına olarak malvarlığını azaltmaya yönelik hileli tasarruflarda bulunarak iflas etmektir; burada özel bir kast (dolandırıcılık kastı) aranır. Taksirli iflas (TCK m. 162) ise, tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermeyerek, yani taksirli bir davranışla iflasa sebep olmaktır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2018/5059 sayılı kararında belirtildiği gibi, şirkete ait ticari defterlerin kanuna uygun tutulmaması veya iflas masasına sunulmaması tek başına hileli iflas suçunu oluşturmak için yeterli değildir. Bu eylem, eğer malvarlığını kaçırmaya yönelik hileli bir amacın parçası değilse ve 'tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi' olarak nitelendirilebiliyorsa, hileli iflas değil, TCK m. 162'de düzenlenen taksirli iflas suçunu oluşturur. Suçun vasfının belirlenmesinde failin amacı ve eylemin niteliği belirleyicidir.