Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) hem 'cebir' (m. 108) hem de 'tehdit' (m. 106) ayrı suçlar olarak düzenlenmişken, konut dokunulmazlığını ihlal (m. 116/4) veya inanç hürriyetini engelleme (m. 115) gibi suçlarda neden 'cebir veya tehdit' bir nitelikli hal olarak birlikte zikredilmektedir?
Cebir ve tehdit, her ikisi de kişinin irade özgürlüğüne yönelik saldırılar olmaları bakımından ortak bir niteliğe sahiptir. Cebir (vis absoluta/compulsiva) fiziki bir zorlama iken, tehdit (vis compulsiva) manevi bir zorlamadır. Konut dokunulmazlığını ihlal veya inanç hürriyetini engelleme gibi başka bir temel hakkı ihlal etmeye yönelik suçlarda, failin amacına ulaşmak için bu zorlama yöntemlerinden herhangi birini (fiziki veya manevi) kullanması, fiilin haksızlık içeriğini artırır. Kanun koyucu, bu suçlarda sonucun (bir hakkın ihlalinin) zorlama yoluyla elde edilmesini ağırlaştırıcı bir neden olarak görmüş ve failin kullandığı zorlama yönteminin türü (cebir veya tehdit) arasında bir ayrım yapmamıştır. Her iki yöntem de iradeyi sakatladığı için, aynı nitelikli hal kapsamında birleştirilmiştir. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-108-cebir-sucu.html, barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/inanc-dusunce-ve-kanaat-hurriyetinin-engellenmesi-sucu-cezasi-nedir-tck-115)