Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/420 sayılı kararında, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatlarına göre, sanığın savunma tanıklarının 'iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında' davet edilmelerini ve dinlenmelerini isteme hakkı vurgulanmıştır. Bu 'aynı koşullar altında' ifadesi ne anlama gelmektedir ve bu ilkenin ihlali hangi durumlarda söz konusu olabilir?
YCGK 2017/420 sayılı kararında vurgulanan ve AİHS m. 6/3-d'den kaynaklanan 'savunma tanıklarının iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı', **silahların eşitliği** ilkesinin somut bir yansımasıdır. 'Aynı koşullar altında' ifadesi şu anlamlara gelir: 1. **Davet Usulünde Eşitlik:** Savunma tanıklarının davet edilmesi için savunma makamına, iddia makamına tanınan imkanlara benzer veya en azından adil bir denge sağlayacak usuli imkanlar tanınmalıdır. Mahkemenin, iddia tanıklarını kolayca davet ederken, savunma tanıklarının davetine ilişkin talepleri keyfi veya aşırı külfetli şartlara bağlamaması gerekir. 2. **Dinlenme Sırasında Eşitlik:** Savunma tanıkları dinlenirken, iddia tanıklarının dinlenmesindeki gibi ciddiyetle ve tarafsızlıkla dinlenmelidir. Sorulara cevap vermeleri için uygun ortam sağlanmalı, ifadeleri tam ve doğru bir şekilde tutanağa geçirilmelidir. 3. **Soru Sorma Hakkında Eşitlik:** Savunma makamının kendi tanıklarına soru sorma ve yönlendirme (sınırlı ölçüde) imkanı olduğu gibi, çapraz sorgu sırasında iddia makamına tanınan haklara benzer haklara sahip olmalıdır. 4. **Delil Değerinde Eşitlik (Prensipte):** Mahkeme, savunma tanıklarının beyanlarını, sırf savunma tanığı oldukları için peşinen daha az değerli görmemelidir. Beyanların güvenilirliği, diğer delillerle birlikte ve objektif kriterlere göre değerlendirilmelidir. **İlkenin İhlali Şu Durumlarda Söz Konusu Olabilir:** * Mahkemenin, makul ve ilgili olduğu anlaşılan savunma tanıklarının dinlenmesi talebini keyfi veya yetersiz gerekçelerle sürekli reddetmesi. * İddia tanıklarının dinlenmesine geniş zaman ve imkan tanırken, savunma tanıklarının dinlenmesini aceleye getirmesi veya yüzeysel geçiştirmesi. * Savunma tanıklarının ifadelerini baskı altında alması veya ifadelerini tam olarak tutanağa geçirmemesi. * Savunma makamının, kendi tanıklarına soru sormasını veya iddialarını açıklamasını haksız yere engellemesi. * Savunma tanıklarının beyanlarını, sırf sanık lehine olduğu için veya sanıkla ilişkileri bulunduğu gerekçesiyle, somut bir çelişki veya yalan beyan tespiti olmaksızın dikkate almaması. Ancak YCGK kararında da belirtildiği gibi, bu hak, sanığın lehine olan **bütün** tanıkların çağrılmasını ve dinlenmesini gerektirmez. Mahkeme, maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olmayacağını değerlendirdiği savunma tanıklarının dinlenmesi talebini CMK m. 206/2 uyarınca reddedebilir; ancak bu ret gerekçeli olmalı ve adil yargılanma hakkını ihlal etmemelidir.