Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/441 sayılı kararında, PVSK Ek Madde 6 ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 8. maddesinin (f) bendi, 'suçüstü' halinde arama emri veya kararı alınmasına gerek olmadığı yönünde bir yetki vermektedir. Bu 'suçüstü' halinin kapsamı nedir ve kolluğun bu yetkiyi kullanırken dikkat etmesi gereken ölçülülük ilkesi açısından sınırlar nelerdir?
PVSK Ek Madde 6 ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 8. maddesinin (f) bendinde belirtilen 'suçüstü' halinde arama emri veya kararı alınmasına gerek olmaması, kolluğa acil durumlarda etkin müdahale imkanı tanır. CMK m. 2/j'de suçüstü hali; işlenmekte olan suç, henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suç veya fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suç olarak tanımlanır. **Suçüstü Halinin Kapsamı:** Bu tanım, kolluğun bir suça doğrudan tanık olması, suç işlendikten hemen sonra faili takip etmesi veya faili suçun izleriyle yakalaması gibi durumları kapsar. YCGK 2019/441 kararındaki olayda, sanığın durumundan şüphelenilmesi, durdurulmak istendiğinde bir miktar uyuşturucuyu teslim etmesi ve ardından yapılan yoklamada daha fazla uyuşturucu bulunması, 'işlenmekte olan bir suçla karşılaşılması' yani suçüstü hali olarak değerlendirilmiştir. **Ölçülülük İlkesi Açısından Sınırlar:** Kolluğun suçüstü halinde arama kararı olmadan müdahale yetkisi sınırsız değildir ve ölçülülük ilkesine tabidir: 1. **Amaca Uygunluk:** Yapılan müdahale (örneğin yoklama, el koyma), suç delillerinin kaybolmasını önlemek, failin kaçmasını engellemek veya yeni bir suç işlemesini bertaraf etmek gibi meşru bir amaca yönelik olmalıdır. 2. **Gereklilik:** Müdahale, amaca ulaşmak için gerekli olmalı, daha hafif bir tedbirle aynı sonuca ulaşılabiliyorsa o tercih edilmelidir. 3. **Orantılılık (Dar Anlamda Ölçülülük):** Yapılan müdahalenin kişilerin temel haklarına getirdiği kısıtlama ile elde edilecek kamu yararı arasında makul bir denge olmalıdır. Örneğin, YCGK 2019/441 kararında, sanığın mont ceplerinde yapılan 'yoklama'nın arama boyutuna varmadığı ve ölçülü olduğu belirtilmiştir. Ancak aynı kararda, karakolda cüzdanın detaylı aranması ölçüsüz ve kararsız bir arama olarak kabul edilmiştir. Yani suçüstü hali, her türlü arama ve el koyma için sınırsız bir yetki vermez; müdahale, durumun gerektirdiği ölçüde olmalıdır. 4. **En Az Zarar Verici Yöntem:** Mümkün olduğunca kişiye ve haklarına en az zarar veren yöntemler tercih edilmelidir. Sonuç olarak, suçüstü hali kolluğa hızlı hareket etme imkanı verse de, bu yetki kullanılırken temel hak ve özgürlükler ile ölçülülük ilkesi daima göz önünde bulundurulmalı, müdahale keyfiliğe dönüşmemelidir.