Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin E: 2018/1992, K: 2018/5059 sayılı kararında, iflas eden şirketin ticari defterlerini iflas masasına teslim etmeme eylemi neden 'hileli iflas' değil, 'taksirli iflas' olarak nitelendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #215294

Yargıtay'ın bu kararında, defter ve belgelerin sunulmamasının tek başına hileli iflas suçunu oluşturmak için yeterli olmadığı vurgulanmıştır. Hileli iflasın oluşabilmesi için, bu eylemin malvarlığını veya alacaklıları aldatmaya yönelik 'hileli' bir amaçla yapıldığının kanıtlanması gerekir. Somut olayda sanık, şirketin ilgili yıllarda faal olmadığı için defter tutulmadığını savunmuş ve 2006 yılı defterlerinin de usulsüz tutulduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, bu durumu, 'mal varlığını kaçırmaya yönelik hileli bir tasarruf' olarak değil, 'tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermeme' olarak yorumlamıştır. Defterlerin usulüne uygun tutulmaması veya hiç tutulmaması, İcra ve İflas Kanunu'nun 310/5. maddesi gereğince taksirli iflasın bir unsuru olarak kabul edildiğinden, Yargıtay eylemin vasfını taksirli iflas (TCK m. 162) olarak belirlemiştir. (Yargıtay 8. CD, E: 2018/1992, K: 2018/5059)