CMK Madde 206/1'deki 'sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz' hükmü ile sanığın 'savunma hakkı' arasında nasıl bir denge kurulmaya çalışılmıştır? Sonradan gelen sanığa delillerin bildirilmesinin bu dengedeki rolü nedir?
CMK Madde 206/1'deki bu ek cümle, yargılamanın sürüncemede kalmasını önlemek ve maddi gerçeğe bir an önce ulaşılmasını sağlamak amacıyla getirilmiştir. Sanığın keyfi olarak duruşmaya katılmaması, yargılamanın kilitlenmesine yol açmamalıdır. Ancak bu durum, sanığın savunma hakkını tamamen ortadan kaldırmaz. Denge, 'ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir' hükmüyle kurulmaya çalışılır. Sanık duruşmaya geldiğinde, yokluğunda ortaya konulan deliller kendisine bildirilir ve bu delillere karşı beyanda bulunma, kendi delillerini sunma, tanıklara soru sorma gibi savunma haklarını kullanma imkanı tanınır. Böylece hem yargılamanın devamlılığı sağlanır hem de sanığın savunma hakkı, gecikmeli de olsa, korunmuş olur. Bu, adil yargılanma hakkının bir gereğidir.