Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E: 2016/1467, K: 2016/4701 sayılı kararında, Suudi Arabistan'dan gelen bir mahkeme kararının tanınması davasında, belgenin 'Apostil Şerhi' taşımaması neden davanın reddi için doğru bir gerekçe olarak kabul edilmemiştir? Mahkemenin bu durumda izlemesi gereken doğru usul nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #215204

Yargıtay'ın anılan kararında, Apostil şerhi olmaması nedeniyle davanın reddi doğru bulunmamıştır, çünkü Suudi Arabistan, Lahey Apostil Konvansiyonu'na taraf değildir. Bu nedenle, o ülkeden gelen bir belgeye Apostil şerhi işlenmesi zaten mümkün değildir. Bu durumda HMK m. 224/1'deki genel kural devreye girer. Yargıtay'a göre doğru usul, belgenin Suudi Arabistan'ın yetkili makamı (örneğin Dışişleri Bakanlığı) veya Türkiye'nin o ülkedeki konsolosluk makamı tarafından onaylanmasını sağlamaktır. Mahkemenin yapması gereken, davacıya bu onayı taşıyan asıl veya onaylı sureti ibraz etmesi için uygun süre vermek ve bu eksiklik tamamlandıktan sonra işin esasına girmektir. Fotokopi belgeye dayanarak hüküm kurulamaz. (Yargıtay 2. HD, E: 2016/1467, K: 2016/4701)