Anayasa'nın 20. ve 22. maddeleri ile AİHS'nin 8. maddesi hangi temel hakları güvence altına almaktadır ve YCGK 2019/441 sayılı kararına göre bu hakların ceza muhakemesinde delil elde etme sürecindeki önemi nedir?
Anayasa'nın 20. maddesi **'Özel hayatın gizliliği'** hakkını, 22. maddesi ise **'Haberleşme hürriyeti'** hakkını güvence altına almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 8. maddesi de benzer şekilde **'Özel ve aile hayatına, konut ve haberleşmesine saygı hakkı'**nı koruma altına alır. Bu maddelerde temel olarak şu güvenceler yer alır: * **Anayasa Madde 20:** Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. * **Anayasa Madde 22:** Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. Bu haklar ancak milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi gibi belirli meşru amaçlarla ve usulüne göre verilmiş hâkim kararı (veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri) ile sınırlanabilir. * **AİHS Madde 8:** Herkesin özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına (haberleşmesine) saygı gösterilmesi hakkı vardır. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir. YCGK 2019/441 sayılı kararına göre bu hakların ceza muhakemesinde delil elde etme sürecindeki önemi büyüktür. Kararda, ceza muhakemesinde maddi gerçek araştırılırken bu temel hak ve özgürlükleri sınırlayan hukuk kurallarına uygun davranılması gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla, ceza muhakemesinde bu temel hak ve özgürlükleri (özel hayatın gizliliği, haberleşme hürriyeti) ihlal ederek toplanan deliller **hukuka aykırı sayılacaktır.** Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de kararlarında istikrarlı bir biçimde, dürüst ve adil bir yargılamadan söz edilebilmesi için, delillerin elde edilme yol ve yöntemi dahil olmak üzere yargılamanın bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini belirttiği ifade edilmiştir. Bu nedenle, bu haklara aykırı delil elde edilmesi, CMK m. 206/2-a uyarınca delilin reddini ve CMK m. 217/2 uyarınca hükme esas alınamamasını gerektirir.