Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/12-202 E., 2015/271 K. sayılı kararında, taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanık hakkında temel cezanın 5 yıl olarak belirlenmesinin neden 'orantılılık ilkesine' aykırı bulunduğu açıklanmıştır? Sanığın tam kusurlu olması bu sonucu değiştirmiş midir?
YCGK 2014/12-202 E., 2015/271 K. sayılı kararında, taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan (TCK m. 85/1, ceza sınırı 2-6 yıl hapis) sanık hakkında temel cezanın 5 yıl (üst sınıra yakın) olarak belirlenmesi, dosya kapsamı ve TCK m. 3/1'deki 'orantılılık ilkesi'ne aykırı bulunmuştur. Gerekçeleri şöyledir: 1. **Kusur Durumu:** Sanığın bilirkişi raporları doğrultusunda tam kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu durum, temel cezanın alt sınırdan makul bir ölçüde uzaklaştırılarak belirlenmesini gerektirir. 2. **Olayın Özellikleri ve Sanığın Davranışları:** * Motosiklet sürücüsü ölenin, sanığın şerit ihlali yaptığı kısım dışında, yolun sağında geçebileceği geniş bir alanının bulunduğu (bu durum ölenin de bir miktar kusurlu olabileceğine veya en azından sanığın kusurunun ağırlığını bir nebze azaltabilecek bir etken olarak değerlendirilebileceğine işaret edebilir, ancak CGK kararında sanık tam kusurlu kabul edilmiş). * Sanığın sabıkasız olması. * Kazadan sonra ambulans çağırıp yaralı motosiklet sürücüsünün hastaneye kaldırılmasını sağlaması (iyi niyetli davranış). * Dosyaya herhangi bir olumsuz kişiliğinin yansımaması. 3. **Orantılılık İlkesi (TCK m. 3/1):** Bu ilke, işlenen fiilin ağırlığıyla hükmolunan ceza arasında bir denge olmasını gerektirir. Sanığın tam kusurlu olması temel cezanın alt sınırdan uzaklaşmasını gerektirse de, diğer lehe hususlar (sabıkasızlık, kaza sonrası yardım çabası, olumsuz kişilik yansımaması) ve olayın tüm özellikleri dikkate alındığında, temel cezanın doğrudan üst sınıra yakın (5 yıl) belirlenmesi orantısız bulunmuştur. Sanığın tam kusurlu olması, cezanın alt sınırdan uzaklaşması için önemli bir gerekçe olmakla birlikte, tek başına en üst sınıra yakın bir ceza tayinini haklı kılmaz. TCK m. 61/1'deki diğer tüm ölçütler ve TCK m. 3/1'deki orantılılık ilkesi bir bütün olarak değerlendirilerek hakkaniyete uygun bir temel ceza belirlenmelidir. CGK, bu değerlendirme yapılmadan doğrudan üst sınıra yakın ceza verilmesini isabetsiz bulmuştur.