Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2009/5480 E., 2011/1631 K. sayılı kararında, sanığın taksirli eylemiyle sadece kendi zilyetliğindeki aracın zarar görmesi ve TCK m. 22/6'daki koşulların oluştuğu kabul edilerek neden 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir?
Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, sanığın taksirli eylemi (muhtemelen taksirle yangına neden olma gibi bir suç) sonucu sadece kendi zilyetliğinde bulunan aracın zarar gördüğü ve bu durumun TCK m. 22/6'daki koşulları oluşturduğu kabul edilerek 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. TCK Madde 22/6 şu şekildedir: 'Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir hâlinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.' Bu hükmün uygulanabilmesi için aranan koşullar şunlardır: 1. **Taksirli Bir Suç Olmalı:** Olay taksirli bir eylem sonucu meydana gelmiştir. 2. **Münhasıran Failin Kişisel ve Ailevi Durumu Etkilenmeli:** Karara göre, olayda başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut bir zarar meydana gelmemiş, sadece sanığın kendi zilyetliğindeki araç zarar görmüştür. Bu, neticenin 'münhasıran' failin kişisel (malvarlığı) durumunu etkilediği anlamına gelir. 3. **Cezanın Hükmedilmesini Gereksiz Kılacak Derecede Mağduriyet:** Sanığın kendi malının zarar görmesi, onun kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede bir mağduriyet yarattığı Daire tarafından kabul edilmiştir. Yani, fail zaten kendi eyleminin sonuçlarından yeterince zarar görmüş ve mağdur olmuştur, bu nedenle ayrıca bir ceza verilmesi hakkaniyete uygun bulunmamıştır. Bu koşullar (özellikle sadece failin zarar görmesi ve başkaca bir zararın olmaması) sağlandığı için, Daire, TCK m. 22/6'nın ilk cümlesi uyarınca şahsi cezasızlık halinin uygulanarak 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verilmesi gerektiğini belirtmiş ve yerel mahkemenin farklı yöndeki hükmünü (muhtemelen mahkumiyet) bozmuştur.