Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2011/4772 E., 2011/6417 K. sayılı kararında, sanığın maktule yönelik eyleminin 'olası kastla öldürme' yerine 'bilinçli taksirle öldürme' olarak nitelendirilmesi gerektiği yönündeki karşı oy gerekçesi, olası kast ile bilinçli taksir arasındaki hangi temel farka dayanmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21509

Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin ilgili kararındaki karşı oy gerekçesi, olası kast (TCK m. 21/2) ile bilinçli taksir (TCK m. 22/3) arasındaki temel fark olan **'neticenin kabullenilmesi'** unsuruna dayanmaktadır. Karşı oya göre: * **Olası Kast (TCK m. 21/2):** Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halidir. Burada fail, neticenin meydana gelmesini **kabullenmekte**, 'olursa olsun' düşüncesiyle hareket etmektedir. Neticenin meydana gelmemesi için özel bir çaba göstermez. * **Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3):** Kişinin öngördüğü neticeyi **istememesine** karşın, neticenin meydana gelmesi halidir. Burada fail, neticeyi öngörür ancak gerçekleşmeyeceğine dair bir güven (şansına, tecrübesine, yeteneğine vb. dayanarak) besleyerek hareket eder ve netice yine de meydana gelir. Yani neticeyi kabullenmez, aksine gerçekleşmeyeceğini umar veya düşünür. Somut olayda (sürücü belgesiz ve 280,7 promil alkollü sanığın araçla 11 yaşındaki çocuğa çarparak ölümüne neden olması), karşı oy sahipleri sanığın ölüm neticesini peşinen kabullendiğini, 'ölürse ölsün' saikiyle hareket ettiğini ileri sürmenin mümkün olmadığını belirtmişlerdir. Sanığın, alkollü ve ehliyetsiz araç kullanması durumunda yaralamalı veya ölümlü bir kaza olabileceğini öngörmesinin kabulü mümkün ise de, meydana gelen ölüm olgusunun sanık tarafından **kabullenildiğinin** söylenemeyeceğini, sanığın sonucu öngörmesine rağmen gerçekleşmiş olan neticeyi açıkça istediği veya kabullendiği TCK m. 21/2'deki 'sonucu kabullenme' unsurunun olayda gerçekleşmediğini savunmuşlardır. Bu nedenle eylemin, neticenin öngörülmesine rağmen istenmediği ve gerçekleşmeyeceğine güvenilerek işlendiği kabulüyle bilinçli taksirle ölüme neden olma (TCK m. 85/1, m. 22/3) suçunu oluşturduğu görüşünü ileri sürmüşlerdir.