Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2015/36080 E., 2017/7049 K. sayılı kararında, sanığın sevk ve idaresindeki aracın devrilmesi sonucu çıkan yangının ormana sirayet etmesi olayında, taksirle orman yangınına neden olma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği hangi gerekçeyle savunulmuştur? 'Neticenin öngörülebilirliği' unsuru bu değerlendirmede nasıl bir rol oynamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21506

Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, sanığın aracının devrilmesi sonucu çıkan yangının ormana sirayet etmesi olayında, taksirle orman yangınına neden olma suçundan (muhtemelen 6831 sayılı Orman Kanunu m. 110/2-3 veya TCK m. 171) beraat kararı verilmesi gerektiği şu temel gerekçeyle savunulmuştur: **Meydana gelen neticenin (aracın yanması ve yangının ormana sıçraması) sanık tarafından öngörülmediği gibi, objektif olarak da öngörülebilir nitelikte olmaması.** Taksirin unsurlarından biri, neticenin öngörülebilir olmasına rağmen fail tarafından öngörülmemiş olmasıdır (basit taksir). Eğer netice objektif olarak öngörülebilir değilse, taksirden söz edilemez; bu durumda kaza veya tesadüf gündeme gelir. Kararda yapılan değerlendirme şöyledir: 1. **Birincil Öngörülebilirlik:** Sanığın, yeterli dikkat ve özeni göstermeden aracının devrilmesine neden olması durumunda, aracın devrilebileceğini ve bunun sonucunda (araçta hasar, kendisinin veya başkalarının yaralanması gibi) zararlı bazı sonuçların doğabileceğini öngörmesi beklenebilir. 2. **İkincil ve Atipik Neticenin Öngörülemezliği:** Ancak, aracın devrilmesi sonucunda **yanması** ve bu yangının da **ormana sirayet ederek** ağaçların yanması şeklinde gelişen neticenin, sanık tarafından ve hatta ortalama bir kişi tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir. Kararda, 'aracın devrilmesi sonucunda yanmasının ve ayrıca çıkan yangının ormana sirayet etmesinin günlük hayat tecrübelerine göre beklenen bir sonuç olmadığı tartışmayı gerektirmeyecek kadar açıktır' denilmiştir. 3. **Objektif İsnadiyetin Yokluğu:** Bu tür bir neticenin, insanın hükmedebileceği alanın dışında kaldığı, hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine göre atipik olduğu ve bu nedenle faile yüklenemeyeceği, tesadüfün bir sonucu olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak, orman yangını şeklindeki neticenin öngörülebilir olmaması nedeniyle taksirin temel unsurlarından biri olan 'öngörülebilirlik' şartı gerçekleşmediğinden, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.