Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/1019 E., 2017/7931 K. sayılı kararında, taksirli suçlarda temel cezanın belirlenmesinde hangi ilkelerin gözetilmesi gerektiği ve somut olayda asli kusurlu sanık ile tali kusurlu diğer sanık hakkında neden 'eksik ceza tayini' eleştirisi yapılmıştır?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, taksirli suçlarda temel cezanın belirlenirken TCK m. 61/1 ve m. 22/4'te yer alan ölçütlerin dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bu ölçütler şunlardır: * Failin kusuru (asli kusur, tali kusur, kusurun yoğunluğu) * Meydana gelen zararın ağırlığı (ölen veya yaralanan kişi sayısı, yaralanmaların niteliği) * Suçun işleniş biçimi * Suçun işlendiği yer ve zaman Bu ölçütler çerçevesinde, TCK m. 3/1'de düzenlenen 'orantılılık ilkesi' uyarınca, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde ve kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunmalıdır. Somut olayda, sanık (çekici ve römork sürücüsü) asli kusurlu, diğer sanık (arıza nedeniyle duran otobüs sürücüsü) ise tali kusurlu olarak kabul edilmiştir. Kaza sonucu 2 kişi ölmüş, şikayetçi olan 10 kişi nitelikli şekilde yaralanmış ve 21 kişi de basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmıştır. Bu durum, meydana gelen zararın son derece ağır olduğunu göstermektedir. Daire, sanıkların meydana getirdiği zararın ağırlığı gözetilerek, kusurları oranında temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaştırılıp hak ve nasafete uygun bir ceza tayini yerine, mahkemenin teşdidin derecesinde yanılgıya düşerek 'eksik ceza tayin ettiği' eleştirisinde bulunmuştur. Yani, hem asli kusurlu sanık hem de tali kusurlu diğer sanık için belirlenen temel cezaların, olayın vahameti ve kusur durumları dikkate alındığında olması gerekenden daha düşük olduğu ifade edilmiştir. Bu, özellikle zararın büyüklüğü ve kusur derecesi arttıkça, temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşması gerektiği prensibine işaret etmektedir.