Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2011/3371 E., 2011/3461 K. sayılı kararında, taksirli suçlarda temel cezanın belirlenmesinde TCK m. 61/1 ve m. 22/4'teki hangi ölçütlerin dikkate alınması gerektiği ve somut olayda en üst sınırdan ceza tayin edilmesinin neden isabetsiz bulunduğu açıklanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21502

Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, taksirli suçlarda temel cezanın belirlenmesinde TCK m. 61/1 ve m. 22/4'te yer alan şu ölçütlerin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir: * **Failin kusuru (TCK m. 22/4'ün özellikle vurguladığı ve TCK m. 61/1-f'de de geçen ölçüt)** * **Ölü/yaralı sayısı ve yaralanma derecesi (Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı - TCK m. 61/1-e)** * **Suçun işleniş biçimi (TCK m. 61/1-a)** * **Suçun işlendiği yer ve zaman (TCK m. 61/1-c)** Bu ölçütler nazara alınarak, TCK m. 3/1'deki 'orantılılık ilkesi' uyarınca, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde ve maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunmalıdır. Somut olayda, sanığın tamamen kusurlu olduğu mahkemece kabul edilmiş ve kaza sonucu üç kişi ölmüş, bir kişi de basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmıştır. Bu durum, meydana gelen zararın ağırlığı ve sanığın kusurunun yüksekliği nedeniyle temel cezanın alt sınırdan önemli ölçüde uzaklaşılarak belirlenmesini gerektirse de, mahkemenin doğrudan en üst sınırdan ceza tayin etmesi isabetsiz bulunmuştur. Kararda, 'alt sınır ile üst sınır arasında uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, en üst sınırdan ceza tayin edilerek teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle temel cezanın fazla belirlenmesi' eleştirilmiştir. Bu, hakimin takdir yetkisini kullanırken tüm unsurları dengeli bir şekilde değerlendirmesi ve orantılılık ilkesine uyması gerektiğini, en ağır sonuçların dahi her zaman otomatik olarak en üst sınırdan cezayı gerektirmeyeceğini göstermektedir.