Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2016/13034 E., 2017/6208 K. sayılı kararında, katılanın elindeki bastonla sanığa vurmak için hamle yaptığı sırada sanığın bastonu tutması ve çekişme sonucu katılanın düşerek yaralanması olayında, mahkemenin beraat kararının bozulmasının gerekçesi nedir? Olası kast ve taksirin hangi türlerinin tartışılması gerektiği belirtilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21499

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, mahkemenin sanık hakkında verdiği beraat kararının bozulmasının temel gerekçesi, katılanın yaralanmasının sanığın eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığının ve eğer kaynaklandıysa sanığın kusur türünün (kasıt/taksir) yeterince tartışılmamış olmasıdır. Karara göre, sanığın savunmaları ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, katılanın elindeki bastonla sanığa vurmak için elini kaldırdığı sırada sanığın bastonun diğer ucundan tuttuğu ve bu çekişme sonrasında katılanın düşerek kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, katılanın yaralanmasının sanığın eylemiyle (bastonu tutması ve çekişme) illiyetli olduğu gözetilerek, sanığın cezai sorumluluğunun farklı kusur türleri açısından değerlendirilmesi gerekirdi. Bozma kararında, mahkemenin şu hususları tartışması gerektiği belirtilmiştir: * **Olası kast (TCK m. 21/2):** Sanık, bastonu çekişirken katılanın düşüp yaralanabileceğini öngörmüş ve bu sonucu kabullenmiş olabilir mi? * **Bilinçli taksir (TCK m. 22/3):** Sanık, katılanın düşüp yaralanabileceğini öngörmüş ancak bu neticenin gerçekleşmesini istememiş, fakat netice yine de meydana gelmiş olabilir mi? * **Basit taksir (TCK m. 22/2):** Sanık, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışla, katılanın yaralanabileceğini öngörmeden mi bu sonuca neden olmuştur? Mahkemenin, bu farklı kusurluluk derecelerini somut olayın özelliklerine göre tartışarak ve sanığın eyleminin bu kapsamda bir suç oluşturup oluşturmadığını değerlendirerek bir karar vermesi gerekirken, yetersiz gerekçeyle beraat kararı vermesi hukuka aykırı bulunmuştur. Özellikle meşru savunma veya meşru savunmada sınırın aşılması gibi kurumların da tartışılması gerekebilirdi.